Bir sabah uyandığınızı ve aynaya baktığınızda kendinizi göremediğinizi düşünün. Sesiniz hâlâ çıkıyor, çevrenizdeki eşyalara dokunabiliyorsunuz ancak artık tamamen görünmezsiniz. Üstelik bunun yalnızca 24 saat süreceğini biliyorsunuz. Peki, bir günlüğüne görünmez olsaydık gerçekten ne yapardık?
İlk İşimiz Görünmez Olduğumuzu Test Etmek Olurdu
Görünmez olduğumuzu fark ettiğimiz anda dünyayı değiştirmek gibi büyük planlara girişmemiz pek olası değil. Çoğumuz önce bunun gerçekten işe yarayıp yaramadığını anlamaya çalışırdık.
Aynanın karşısına geçmek, kamerada görünüp görünmediğimizi kontrol etmek, elimizi birinin önünde sallamak veya dışarı çıkıp insanların bizi fark edip etmediğini gözlemlemek ilk denemeler arasında olurdu.
Çünkü insan zihni olağanüstü bir durumla karşılaştığında önce onun sınırlarını anlamak ister. Görünmezlik de bundan farklı olmazdı.
Kimsenin Bizi Görmediği Bir Şehirde Dolaşmak
Bir günlüğüne görünmez olmanın en heyecan verici taraflarından biri, günlük hayatı tamamen farklı bir açıdan gözlemlemek olurdu. Her gün yürüdüğümüz sokaklarda bu kez kimse bizi görmeden dolaşabilirdik. İnsanların davranışlarını, kalabalıkları ve şehir hayatını dışarıdan izlemek oldukça farklı bir deneyim yaratırdı. Normalde çevremizdeki insanların bizi gördüğünü bildiğimiz için farkında olmadan davranışlarımızı değiştiriyoruz.
Belki de ilk kez kalabalığın içinde gerçekten yalnız olmanın nasıl bir şey olduğunu hissederdik.
İnsanların Bizim Hakkımızda Ne Konuştuğunu Merak Ederdik
Görünmezlik söz konusu olduğunda muhtemelen en büyük meraklarımızdan biri şu olurdu:
“Ben yanlarında değilken insanlar benim hakkımda ne söylüyor?”
Arkadaşlarımızın, iş arkadaşlarımızın veya yakın çevremizdeki insanların konuşmalarını gizlice dinleme fikri birçok kişinin aklından geçebilirdi. Fakat burada görünmezliğin karanlık tarafı ortaya çıkıyor. Bazı şeyleri bilmemek aslında hayatı daha kolay hale getiriyor olabilir. İnsanların özel konuşmalarını dinlemek, hiç duymamamız gereken yorumlarla karşılaşmamıza neden olabilir.
Normalde Giremediğimiz Yerleri Merak Ederdik
İnsan doğasının en güçlü özelliklerinden biri meraktır. Bu nedenle görünmez olsaydık ne yapardık sorusunun cevaplarından biri de normalde erişemediğimiz yerleri görmek olurdu.
Kapalı alanların arkasında ne olduğunu, insanların giremediği bölümlerde neler bulunduğunu veya günlük hayatta yalnızca uzaktan gördüğümüz mekanların nasıl çalıştığını merak edebilirdik. Ancak burada önemli bir ayrım var: Görünmez olmak, etik kuralların da görünmez olduğu anlamına gelmez. Başkasının özel alanına izinsiz girmek veya insanların mahremiyetini ihlal etmek, kimse bizi göremese bile doğru hale gelmez.
Aslında görünmezlik tam da bu nedenle ilginç bir ahlak testi olurdu.
Küçük Şakalar Yapmadan Durabilir miydik?
Muhtemelen hayır.
İnsanlığa görünmezlik gibi olağanüstü bir güç verildiğinde bunun birkaç saat içinde havada hareket eden kalemlere, kendi kendine açılan kapılara ve sebepsiz yere yer değiştiren eşyalara dönüşmesi şaşırtıcı olmazdı.
Görünmezken arkadaşlarımıza küçük ve zararsız şakalar yapmak oldukça eğlenceli gelebilirdi. Bir sandalyeyi hafifçe hareket ettirmek, masadaki bir nesnenin yerini değiştirmek veya uzaktan seslenmek birkaç saniyeliğine doğaüstü bir olay yaşandığı izlenimi yaratabilirdi.
Elbette şakanın korkutucu veya zarar verici bir noktaya ulaşmaması gerekir. Süper güç kazanmak, sağduyuyu otomatik olarak paketten çıkarmıyor.
Görünmezlik Gerçekten Özgürlük mü Olurdu?
İlk birkaç saat boyunca görünmez olmak muazzam bir özgürlük hissi verebilirdi.
Kimse size bakmıyor.
Kimse kıyafetinizi, görünüşünüzü veya davranışlarınızı değerlendirmiyor.
Kalabalıkların arasında dolaşıyorsunuz ama kimse sizin orada olduğunuzu bilmiyor.
Başlangıçta kulağa oldukça rahatlatıcı geliyor. Fakat saatler ilerledikçe görünmezliğin başka bir tarafını fark etmeye başlayabilirdik. Bir kafeye girdiğinizi ve kimsenin size bakmadığını düşünün. Sokakta yürüyorsunuz ama kimse yol vermiyor. Bir arkadaşınızın yanındasınız fakat varlığınızdan haberi yok.
Bir süre sonra özgürlük hissinin yerini yalnızlık alabilir.
Görünmez Olmak İnsan Psikolojisini Nasıl Etkilerdi?
Günlük yaşamımızda kimliğimizin önemli bir bölümünü diğer insanların tepkileri üzerinden oluşturuyoruz. İnsanların bizi tanıması, ismimizi söylemesi, yüzümüze bakması ve varlığımıza tepki vermesi bize sosyal dünyanın bir parçası olduğumuzu hissettiriyor.
Bütün bunlar bir anda ortadan kalktığında görünmezlik beklediğimiz kadar eğlenceli olmayabilir. İlk saatlerde “Kimse beni göremiyor!” düşüncesi heyecan vericiyken günün ilerleyen saatlerinde “Kimse beni göremiyor…” cümlesi çok farklı bir anlam kazanabilir.
Aynı kelimeler, tamamen farklı iki duygu.
Görünmezken İyilik Yapmak İster miydik?
Görünmezliği yalnızca kişisel meraklarımız için kullanmak zorunda değiliz.
Normal hayatta yaptığımız iyiliklerin bazılarında fark edilmek, teşekkür almak veya takdir edilmek gibi sosyal ödüller bulunuyor. Görünmezken yapılan bir iyilikte ise bunların hiçbiri yok.
Kimse teşekkür etmeyecek.
Kimse sizi alkışlamayacak.
Belki yaptığınız şeyi kimin gerçekleştirdiğini bile öğrenemeyecekler.
Bu nedenle görünmezken yapılan iyilik, insanın karakteri hakkında beklenmedik derecede fazla şey söyleyebilir.
24 Saatin Son Saatinde Ne Yapardık?
Günün sonunda görünmezliğin biteceğini bilmek davranışlarımızı değiştirebilirdi.
İlk saatlerde dünyayı keşfetmek isterken son saatlerde tanıdığımız insanların yanına gitmek isteyebilirdik.
Belki ailemizin yanında otururduk.
Belki sevdiğimiz bir insanın günlük hayatını uzaktan izlerdik.
Belki de bütün günü büyük maceralar peşinde geçirmek yerine sessizce insanların arasında dolaşarak bitirirdik.
Bir Günlüğüne Görünmez Olsaydık Gerçekten Ne Yapardık?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Bazılarımız şehri keşfeder, bazılarımız küçük şakalar yapar, bazılarımız merak ettiği şeylerin peşine düşer, bazılarımız ise görünmezliğin sağladığı sessizliği tercih ederdi.
Ancak bir günlüğüne görünmez olsaydık, muhtemelen günün sonunda görünmezlikten çok görünür olmanın anlamını düşünmeye başlardık.
Görünmez olmak gerçekten mümkün mü?
Bilimsel araştırmalarda ışığı yönlendiren çeşitli malzemeler ve optik kamuflaj teknolojileri üzerinde çalışmalar yapılsa da insanları filmlerdeki gibi tamamen ve her açıdan görünmez hale getiren pratik bir teknoloji bugün günlük kullanımda bulunmuyor.
