Sabah saat 07.00.
Bir çocuk uyanıyor.
Ev sessiz.
Annesine sesleniyor.
Cevap yok.
Babasının odasına gidiyor.
Kimse yok.
Telefonunu alıyor. Arkadaşlarından mesajlar gelmeye başlıyor:
“Bizimkiler de yok.”
Dünyadaki bütün yetişkinler bir gecede ortadan kaybolmuş.
1. İlk Dakikalarda Kimse Ne Olduğunu Anlamazdı
İlk tepki muhtemelen küresel panik olmazdı.
Çünkü kimse olayın küresel olduğunu henüz bilmiyor.
Çocuklar önce kendi evlerini kontrol ederdi.
Sonra akrabalarını ararlardı.
Telefonlar açılmazdı.
Komşuların kapıları çalınırdı.
Orada da yetişkin yok.
Sosyal medya kısa sürede aynı mesajlarla dolmaya başlardı:
“Anne ve babanız nerede?”
“Sizin şehirde de yetişkinler kayıp mı?”
“18 yaşından büyük birini gören var mı?”
Birkaç saat içerisinde bunun yerel bir olay olmadığı anlaşılırdı.
Dünya nüfusunun yetişkin kısmı gerçekten ortadan kaybolmuş olurdu.
Ve çocukların ilk kez çözmesi gereken problem:
“Şimdi ne yapacağız?”
olurdu.
2. İlk Saatler Bazı Çocuklara Eğlenceli Gelebilirdi
Bunu kabul edelim.
Özellikle küçük çocukların bir bölümü olayın büyüklüğünü hemen anlayamazdı.
İlk birkaç saat:
Televizyon.
Oyun konsolu.
Dondurma.
Çikolata.
Okula gitmemek.
Kimsenin yatağa gönderememesi.
Bazı gençler arkadaşlarının evlerine giderdi.
Marketlerden istediklerini alabileceklerini düşünenler olurdu.
Sosyal medyada:
“YETİŞKİNLER YOK!!!”
başlıklı yayınlar yapılırdı.
İnsanlık tarihinin en büyük krizinin ilk birkaç saatinin gençler tarafından canlı yayınlanması şaşırtıcı olmazdı.
Fakat eğlence fazla uzun sürmezdi.
Çünkü yetişkinlerin ortadan kaybolması yalnızca anne ve babaların kaybolması anlamına gelmez.
Modern dünyayı işleten insanların büyük bölümünün de ortadan kaybolması anlamına gelir.
3. En Büyük İlk Tehlikelerden Biri Trafik Olurdu
Yetişkinler bir anda ortadan kayboluyorsa olay gerçekleştiği sırada araç kullanan insanlar da kaybolmuş demektir.
Binlerce otomobil sürücüsüz kalırdı.
Otobüsler.
Kamyonlar.
Trenler.
İş makineleri.
Gemiler.
Ve uçaklar.
Modern araçların bazılarındaki güvenlik ve otomasyon sistemleri kazaları azaltabilirdi.
Ancak her araç kendi kendisini güvenli biçimde durduramaz.
Özellikle yoğun şehirlerde ilk dakikalarda ciddi trafik kazaları yaşanması beklenirdi.
Daha korkutucu durum ise havada olurdu.
4. Gökyüzündeki Uçaklara Ne Olurdu?
Bir yolcu uçağındaki pilotların ikisi de yetişkin.
Bir anda ortadan kayboldular.
Uçak düşer mi?
Hemen değil.
Modern yolcu uçakları uçuşun önemli bölümlerini otomatik pilotla gerçekleştirebilir.
Dolayısıyla uçak bir süre rotasında devam edebilir.
Ancak iniş çok daha büyük problem olurdu.
Bazı gelişmiş sistemler belirli koşullarda otomatik iniş gerçekleştirebilse de dünya üzerindeki bütün uçakların kendi başına güvenli şekilde iniş yapabileceğini varsayamayız.
Üstelik hava trafik kontrolörlerinin de büyük bölümü ortadan kaybolmuş olurdu.
Uçaklarda bulunan genç yolcular kokpite ulaşmaya çalışabilirdi.
Bazıları telsizden yardım isterdi.
Fakat telsizin diğer tarafındaki yetişkin uzmanlar da yok.
İnsanlığın ilk birkaç saatte karşılaşacağı en ağır sonuçlardan bazıları havacılıkta yaşanabilirdi.
5. Hastanelerde Durum Çok Daha Kötü Olurdu
Doktorlar yok.
Hemşirelerin yetişkin olan büyük bölümü yok.
Cerrahlar yok.
Eczacılar yok.
Ambulans ekipleri yok.
Yoğun bakım hastaları ise hâlâ orada.
Yeni doğmuş bebekler de.
Bu nedenle yetişkinlerin ortadan kaybolmasının en ağır sonuçlarından biri sağlık sisteminde ortaya çıkardı.
Bazı cihazlar otomatik olarak çalışmaya devam edebilirdi.
Fakat ilaçların verilmesi, hastaların takip edilmesi ve acil durumlara müdahale edilmesi insan uzmanlığı gerektirir.
Geride kalan 16 ve 17 yaşındaki gençlerden sağlık konusunda eğitimli olanlar yardım etmeye çalışabilirdi.
Ama modern tıp birkaç YouTube videosuyla öğrenilecek bir alan değil.
Üstelik internetin ne kadar süre çalışacağı da ayrı mesele.
6. Küçük Çocuklar En Büyük Risk Altında Olurdu
17 yaşındaki bir genç yemek hazırlayabilir.
Telefon kullanabilir.
Markete gidebilir.
Küçük kardeşine bakabilir.
Ama iki yaşındaki bir çocuk?
Bebekler?
Engelli veya sürekli bakıma ihtiyaç duyan çocuklar?
Dünyadaki milyonlarca küçük çocuk yetişkin bakımına bağımlı olurdu.
Bu nedenle ilk saatlerden itibaren büyük çocukların küçük çocukları korumak için organize olması gerekirdi.
Kardeşler birbirlerine bakardı.
Komşular bir araya gelirdi.
17 yaşındaki gençler bir anda birkaç çocuğun sorumluluğunu üstlenebilirdi.
Dün daha geç saate kadar dışarıda kalabilmek için ailesiyle tartışan biri, bugün küçük kardeşinin ne yiyeceğini düşünmek zorunda.
Çocukluk bazıları için birkaç saat içerisinde sona ererdi.
7. Elektrikler Hemen Kesilir miydi?
Muhtemelen her yerde aynı anda değil.
Modern elektrik şebekelerinde ciddi miktarda otomasyon bulunuyor.
Bazı santraller ve sistemler bir süre insan müdahalesi olmadan çalışmaya devam edebilir.
Dolayısıyla:
“Yetişkinler kayboldu ve beş dakika sonra bütün dünya karanlığa gömüldü.”
senaryosu fazla basit olur.
Asıl problem zaman geçtikçe ortaya çıkardı.
Arızalar yaşanır.
Yakıt ve bakım gerekir.
Şebekenin dengelenmesi gerekir.
Ekipmanların kontrol edilmesi gerekir.
Bir bölgede yaşanan arızayı düzeltecek teknisyen bulunmaz.
Elektrik kesintileri bölge bölge yayılmaya başlayabilirdi.
İlk gün çalışan sistemler birkaç gün veya hafta sonra aynı durumda olmayabilir.
Modern medeniyet otomatik.
Ama tamamen otomatik değil.
Henüz makineler insanlığın vardiyasını bütünüyle devralmış değil. Şimdilik.
8. İnternet Ne Kadar Süre Çalışırdı?
İlk saatlerde internet çocukların en önemli araçlarından biri haline gelirdi.
Çünkü birbirlerini bulmaları ve bilgi paylaşmaları gerekiyor.
Sosyal medya platformlarında yeni topluluklar kurulabilirdi.
“İstanbul Güvenli Bölgeler”
“Sağlık Bilgisi Olanlar”
“Elektrik Sisteminden Anlayanlar”
“Kaybolan Yetişkinler Hakkında Bilgi”
gibi gruplar ortaya çıkardı.
17 yaşındaki yazılım meraklıları ve teknik bilgiye sahip gençler dijital organizasyonda önemli roller üstlenebilirdi.
Fakat internet sihir değil.
Veri merkezleri elektrik ister.
Soğutma sistemleri gerekir.
Fiber hatlarda arızalar meydana gelir.
Ağ ekipmanlarının bakıma ihtiyacı vardır.
Telekomünikasyon altyapısının arkasında gerçek insanlar çalışır.
Dolayısıyla internetin bazı bölümleri uzun süre dayanabilirken diğer bölgelerde bağlantı zamanla kesilmeye başlayabilirdi.
Çocukların çok hızlı hareket etmesi gerekirdi.
İnternet çalışırken mümkün olduğunca fazla bilgi indirmek.
9. Google İnsanlığın En Değerli Araçlarından Biri Haline Gelirdi
İlk günlerde arama motorlarına yazılan soruları düşünün:
“Elektrik jeneratörü nasıl çalıştırılır?”
“Su nasıl arıtılır?”
“Sebze nasıl yetiştirilir?”
“Bebek nasıl beslenir?”
“Dikiş nasıl atılır?”
“Traktör nasıl kullanılır?”
“Elektrik santrali nasıl çalışır?”
“İlaçlar nasıl saklanır?”
Bir anda internet eğlence aracından medeniyet kullanım kılavuzuna dönüşürdü.
Wikipedia, dijital kitaplar, eğitim videoları ve teknik dokümanlar paha biçilemez hale gelirdi.
Akıllı gençler önemli içerikleri bilgisayarlara ve sabit disklere indirmeye başlayabilirdi.
Çünkü elektrik veya internet yarın gittiğinde:
“Google’a bakarız.”
planı artık çalışmayabilir.
10. Marketler İlk Günlerde Yağmalanır mıydı?
Büyük ihtimalle bazı yerlerde evet.
Ama başlangıçta para tamamen anlamsız hale gelmeyebilir.
Bazı gençler alışveriş sistemini sürdürmeye çalışabilir.
Fakat kısa sürede çok daha temel bir problem ortaya çıkar:
Marketler yeniden doldurulmayacak.
Kasiyerlerden daha önemli olan insanlar artık yok:
Kamyon şoförleri.
Depo çalışanları.
Lojistik yöneticileri.
Çiftçilerin yetişkin kısmı.
Gıda fabrikalarındaki çalışanlar.
Veterinerler.
Makine teknisyenleri.
Market rafları birkaç gün içerisinde boşalmaya başlayabilirdi.
Özellikle büyük şehirlerde bu ciddi bir problem olurdu.
Çünkü şehirlerde yaşayan milyonlarca insanın yiyeceği şehir içinde üretilmiyor.
11. Para Bir Süre Sonra Önemini Kaybedebilir
İlk gün:
“Bu ayakkabı 3.000 TL.”
Bir hafta sonra:
“Bana temiz su lazım.”
Modern para sistemi kurumlara duyulan güvenle çalışır.
Bankalar teknik olarak bir süre otomatik sistemlerle devam edebilir.
Kartlar çalışabilir.
ATM’ler çalışabilir.
Ama toplumun ekonomik düzeni çözüldükçe paranın günlük önemi azalabilir.
Bir noktada çok daha değerli şeyler ortaya çıkardı:
Temiz su.
Konserve yiyecek.
İlaç.
Yakıt.
Pil.
Jeneratör.
Tarım ekipmanı.
Teknik bilgi.
Ve belki hepsinden önemlisi:
Bir şeyi nasıl yapacağını bilen insan.
17 yaşındaki bir genç elektrik sistemlerinden anlıyorsa cebinde milyonlar bulunan başka birinden daha değerli hale gelebilir.
12. Çocuklar Kendi Yönetimlerini Kurar mıydı?
İnsanlar grup halinde yaşadığında bir tür organizasyon ortaya çıkar.
İlk başta arkadaş grupları oluşabilirdi.
Sonra mahalleler.
Okullar güvenli merkezlere dönüştürülebilirdi.
17 yaşındaki gençler liderlik rollerini üstlenebilirdi.
Görevler dağıtılırdı:
Yiyecek ekibi.
Su ekibi.
Küçük çocukların bakımı.
Sağlık ekibi.
Güvenlik.
Teknik işler.
İletişim.
Tarım.
Fakat bütün gruplar demokratik ve huzurlu olmak zorunda değil.
Bazı bölgelerde güçlü gruplar kaynakları kontrol etmeye çalışabilir.
Çatışmalar çıkabilir.
Yeni kurallar oluşturulabilir.
İnsanlığın binlerce yılda geliştirdiği politik problemlerin ergenlik çağında yeniden keşfedilmesi fazla uzun sürmeyebilir.
13. Okullar Bir Anda Dünyanın En Değerli Binalarından Biri Olabilirdi
İronik ama doğru.
İlk gün çocukların gitmek istemediği yerlerden biri okul olabilir.
Birkaç hafta sonra ise okullar hayatta kalmanın merkezine dönüşebilir.
Çünkü okullarda:
Büyük kapalı alanlar,
mutfaklar,
kütüphaneler,
bilgisayarlar,
laboratuvarlar,
spor salonları,
ilk yardım malzemeleri
ve topluluk oluşturabilecek alanlar bulunur.
Daha önemlisi, çocukların birbirlerini nerede bulabileceklerini bildikleri ortak noktalardır.
Okullar eğitim kurumundan geçici yaşam ve organizasyon merkezine dönüşebilirdi.
İnsanlık sonunda okulu kapattıktan birkaç gün sonra yeniden okula dönmenin yolunu bulur.
Trajik bir eğitim sistemi şakası.
14. 16 ve 17 Yaşındakiler Yeni Dünyanın En Önemli İnsanları Olurdu
Bu senaryoda yaş büyük avantaj sağlar.
17 yaşındaki bir genç:
Araç kullanmayı öğrenebilir.
Teknik belgeleri anlayabilir.
Küçük çocuklara bakabilir.
Fiziksel iş yapabilir.
Organizasyon kurabilir.
Bazı makineleri kullanmayı öğrenebilir.
Dolayısıyla büyük gençler toplumun yeni liderleri ve çalışanları haline gelirdi.
Özellikle daha önce:
Tarım,
programlama,
elektronik,
mekanik,
ilk yardım,
izcilik,
yemek pişirme
gibi alanlarla ilgilenmiş gençler büyük avantaj elde ederdi.
Bir anda okul notlarından daha önemli bir ölçüt ortaya çıkar:
Gerçekten ne yapabiliyorsun?
15. Büyük Şehirler Zamanla Terk Edilebilir
İstanbul, Londra, Tokyo veya New York gibi büyük şehirleri çalışır halde tutmak inanılmaz miktarda altyapı gerektirir.
Elektrik.
Su.
Kanalizasyon.
Gıda.
Yakıt.
Atık toplama.
Sağlık.
Ulaşım.
Milyonlarca çocuk bunların tamamını sürdüremezse şehir hayatı hızla zorlaşır.
Asansörler çalışmaz.
Çöpler toplanmaz.
Su kesintileri başlayabilir.
Marketler boşalır.
Yangınlara müdahale zorlaşır.
Bu nedenle hayatta kalan gruplar daha küçük yerleşimlere ve tarım yapılabilecek bölgelere taşınmayı tercih edebilirdi.
Dünyanın nüfus merkezi yeniden kırsala doğru kayabilirdi.
16. Nükleer Santraller Dünyayı Yok Eder miydi?
Bu tür senaryolarda sık görülen fikir:
“Kimse kontrol etmezse bütün nükleer santraller patlar.”
Gerçek bundan daha karmaşık.
Modern nükleer santraller çeşitli otomatik güvenlik sistemlerine sahiptir ve ciddi bir problem oluştuğunda reaktörlerin otomatik olarak kapatılması mümkündür.
Ancak reaktörü durdurmak bütün problemin bittiği anlamına gelmez.
Soğutma, kullanılmış yakıt yönetimi, elektrik sistemleri ve uzun vadeli bakım önemini korur.
İnsan operatörlerin tamamen ortadan kalktığı küresel bir senaryonun aylar ve yıllar içindeki sonuçlarını kesin biçimde tahmin etmek mümkün değildir.
Dolayısıyla:
“Ertesi gün bütün santraller patlar.”
yanlış olur.
Ama:
“Hiçbir problem yaşanmaz.”
demek de fazla rahatlatıcıdır.
Çocukların uzmanlık gerektiren kritik tesislerden uzak durması muhtemelen en güvenli seçenek olurdu.
17. Çocuklar Eski Dünyanın Bilgisini Koruyabilir miydi?
Bu, insanlığın geleceğini belirleyen sorulardan biri olurdu.
Bir medeniyet yalnızca binalardan oluşmaz.
Bilgiden oluşur.
Bir elektrik santralinin nasıl çalıştığını bilen insan yoksa santral zamanla işe yaramaz.
Bir antibiyotiğin nasıl üretildiğini bilmiyorsanız depodaki ilaçlar bittiğinde problem başlar.
Bilgisayar yapmak için yalnızca bilgisayar bilgisi yetmez.
Madencilik gerekir.
Metalürji gerekir.
Kimya gerekir.
Yarı iletken fabrikaları gerekir.
Küresel lojistik gerekir.
Modern dünyanın teknolojileri birbirine inanılmaz derecede bağımlıdır.
Çocukların en büyük görevi çalışan makineleri korumaktan bile önce:
İnsanlığın bilgisini kaybetmemek olurdu.
18. Yapay Zekâ Çocuklara Yardımcı Olabilir miydi?
2026 açısından senaryonun en ilginç taraflarından biri bu.
İnternet ve veri merkezleri çalıştığı sürece yapay zekâ sistemleri çocukların bilgiye ulaşmasına yardımcı olabilir.
Bir genç:
“Bu teknik dokümanı bana basit şekilde açıkla.”
“Bu bitkinin yetiştirilmesi için ne gerekiyor?”
“Bir güneş paneli sisteminin temel parçaları nelerdir?”
gibi sorular sorabilir.
Bu, bilgiye erişimi ciddi biçimde kolaylaştırırdı.
Ancak yapay zekâ fiziksel dünyada yetişkin uzmanların yerini otomatik olarak alamaz.
Bir metni açıklamak başka şeydir.
Ameliyat yapmak, yüksek voltajlı elektrik hattını onarmak veya endüstriyel tesisi güvenli şekilde işletmek başka şey.
Üstelik veri merkezleri ve elektrik şebekesi çökerse yapay zekâ hizmetleri de erişilemez hale gelebilir.
Bu yüzden çocukların yapacağı en akıllıca şeylerden biri:
kritik bilgileri çevrimdışı olarak saklamak olurdu.
19. Bir Yıl Sonra Dünya Nasıl Görünürdü?
Bir yıl sonra dünya muhtemelen bölgeden bölgeye inanılmaz derecede farklı görünürdü.
Bazı şehirler büyük ölçüde terk edilmiş olabilir.
Elektrik birçok bölgede kesilmiş olabilir.
Otomobillerin önemli bölümü kullanılmıyor olabilir.
Yollar bakımsızlaşmaya başlayabilir.
Doğa şehirlerde daha görünür hale gelebilir.
Fakat bazı bölgelerde organize genç toplulukları yaşamaya devam edebilir.
Tarım yapabilirler.
Güneş enerjisinden yararlanabilirler.
Radyo iletişimi kurabilirler.
Kütüphaneleri koruyabilirler.
Eski dünyanın makinelerini mümkün olduğunca uzun süre kullanmaya çalışabilirler.
2026’nın teknolojik dünyası birkaç yıl içinde garip bir karışıma dönüşebilirdi:
Güneş paneli + bisiklet + dizüstü bilgisayar + sebze bahçesi + eski bir traktör.
Medeniyet tamamen yok olmayabilir.
Ama küçülürdü.
20. Çocuklar Yeni Bir Devlet Kurabilir miydi?
Yeterince büyük ve organize topluluklar oluşursa neden olmasın?
Kurallar gerekir.
Kaynakların paylaşılması gerekir.
Suçlarla nasıl başa çıkılacağı belirlenmelidir.
Yiyecek dağıtılmalıdır.
Görevler paylaşılmalıdır.
Anlaşmazlıklar çözülmelidir.
Bir süre sonra:
Liderler.
Konseyler.
Kurallar.
Mahkemeye benzeyen sistemler.
Takas veya para sistemleri
ortaya çıkabilir.
Çocuklar eski dünyanın devlet sistemlerini taklit edebilir veya tamamen yeni modeller geliştirebilir.
Muhtemelen ikisini de yapan topluluklar olurdu.
İnsanlığın politik tartışmaları böylece yeniden başlardı.
Medeniyet çökmüş.
Elektrik sınırlı.
Yiyecek üretmeye çalışıyoruz.
Ama birileri hâlâ toplantıda kimin söz hakkının fazla olduğunu tartışıyor.
Bazı gelenekler gerçekten dayanıklı.
21. Peki İnsanlığın Nesli Devam Edebilir miydi?
İşte senaryonun en kritik noktası.
Geride 18 yaşından küçük çok büyük bir nüfus kalıyorsa insan türünün tamamen yok olması zorunlu değildir.
Ergenliğe ulaşmış gençlerin önemli bir bölümü ilerleyen yıllarda yetişkinliğe ulaşacaktır.
Dolayısıyla biyolojik olarak yeni nesillerin doğması mümkün olabilir.
Ancak nüfusun devam etmesi yalnızca biyolojiyle ilgili değildir.
Sağlık hizmetlerinin çökmesi.
Beslenme sorunları.
Enfeksiyonlar.
Kazalar.
Doğum sırasında tıbbi yardım eksikliği.
Bunların tamamı ciddi risk oluştururdu.
Üstelik çocukların psikolojik olarak yaşadığı büyük kaybın etkileri de nesiller boyunca hissedilebilirdi.
İnsanlığın devam etmesi mümkün olabilir.
Modern uygarlığın aynı biçimde devam etmesi ise çok daha zor olurdu.
22. En Büyük Kayıp Teknoloji Değil, Tecrübe Olurdu
Bir an için bütün makineleri unutun.
Asıl kayıp nedir?
İnsan bilgisi.
Bir cerrahın 30 yıllık deneyimi.
Bir elektrik mühendisinin uzmanlığı.
Bir çiftçinin toprağı okuyabilmesi.
Bir pilotun binlerce saatlik uçuş deneyimi.
Bir teknisyenin yalnızca sesinden makinedeki problemi anlayabilmesi.
Bir öğretmenin çocuklara nasıl eğitim vereceğini bilmesi.
Bunların önemli bölümü kitaplarda bulunabilir.
Ama tamamı değil.
Bilgi kaydedilebilir. Tecrübe tamamen kaydedilemez.
Çocukların karşılaşacağı en büyük problem, makinelerin bozulması değil, makineleri neden ve nasıl kullandığımızı bilen insanların artık bulunmaması olurdu.
23. Çocuklar Yetişkinlerden Daha İyi Bir Dünya Kurabilir miydi?
İlk bakışta oldukça çekici bir fikir.
Savaşları bitirebilirler mi?
Daha eşit bir toplum kurabilirler mi?
Eski dünyanın hatalarını tekrar etmezler mi?
Belki bazılarını etmezlerdi.
Ama çocuklar farklı bir insan türü değil.
Onlar da:
Kıskanabilir.
Rekabet edebilir.
Yardımlaşabilir.
Bencil davranabilir.
Fedakârlık yapabilir.
Gruplara ayrılabilir.
Arkadaşlık kurabilir.
Güç isteyebilir.
Yani yetişkin dünyasının hem güzel hem kötü taraflarının tohumları çocuklarda da bulunur.
Yeni dünya eskisinden daha iyi olabilir.
Daha kötü de olabilir.
Muhtemelen ikisinden biraz olurdu.
Çünkü sorun yalnızca yetişkinler değil.
Sorun ve çözüm aynı yerde:
İnsan doğasında.
24. Çocuklar Anne ve Babalarını Unutur muydu?
Belki de senaryonun en ağır tarafı bu.
Yıllar geçer.
Geride kalan çocuklar büyür.
Yeni çocuklar doğar.
Bir süre sonra yetişkinlerin kaybolduğu günü hatırlayanlar azalır.
Eski fotoğraflar kalır.
Videolar.
Ses kayıtları.
Mektuplar.
Evler.
Kitaplar.
Bir çocuk kendi çocuğuna büyükannesinin fotoğrafını gösterip:
“Ben küçükken o bana bakardı.”
diyebilir.
Yeni nesil ise kaybolan yetişkinleri hiç tanımamıştır.
Onlar için eski dünya tarih olur.
Belki yetişkinlerin ortadan kaybolduğu gün yeni takvimin başlangıcı kabul edilir.
Y.K. 1: Yetişkinlerin Kayboluşundan Sonraki Birinci Yıl.
İnsanlar tarihe isim vermeyi seviyor. Medeniyet yıkılsa bile takvim konusunda rahat duracağımız şüpheli.
Son Bir Soru: Sen O Dünyada 17 Yaşında Olsaydın İlk Ne Yapardın?
Sabah uyandın ve bütün yetişkinlerin kaybolduğunu öğrendin.
Elektrik hâlâ var.
İnternet çalışıyor.
Marketler henüz dolu.
Ama bunların ne kadar süreceğini bilmiyorsun.
Sadece bir günün var.
Ne yapardın?
A) Marketlerden yiyecek ve su toplardım.
B) Arkadaşlarımı ve küçük çocukları güvenli bir yerde toplardım.
C) İnternetten mümkün olduğunca çok teknik bilgi indirirdim.
D) Şehirden çıkıp tarım yapılabilecek bir yere giderdim.
E) Diğer gençlerle büyük bir topluluk kurmaya çalışırdım.
Asıl zor soru ise birkaç hafta sonra gelirdi:
Eski dünyayı yeniden kurmaya mı çalışırdınız, yoksa tamamen yeni bir dünya mı kurardınız?