Tarih boyunca insanlar kendi dönemlerinin alışkanlıklarını son derece normal kabul etti.
19.yüzyılda bir evin içinde gaz lambası yakmak normaldi.
20.yüzyılda her evde telefon bulunması büyük bir yenilikti.
2000’lerde cebimizde internete bağlı bir bilgisayar taşımaya başladık.
Bugün bize son derece sıradan gelen bazı şeyler ise 50 yıl sonra şaşırtıcı derecede ilkel görünebilir.
Elbette bunların hepsinin gerçekleşeceğini söylemek mümkün değil. Buradaki fikir bir kehanetten çok, bugünkü alışkanlıklarımızın gelecekte nasıl görünebileceğini düşünmek.
“Gerçekten her gün işe gitmek için trafik mi çekiyordunuz?”
Sabah saat 08.00.
Milyonlarca insan aynı anda evinden çıkıyor.
Arabalarına biniyor, yollara doluşuyor ve bazen birkaç kilometrelik mesafeyi bir saatte alıyorlar.
Bugün bu durum o kadar normal ki “işe gitmek” ile “trafikte zaman geçirmek” neredeyse aynı şey haline geldi.
Fakat gelecekte insanlar buna şaşırabilir.
Çünkü uzaktan çalışma, otonom araçlar, toplu taşıma sistemleri ve şehir planlamasındaki değişimler insanların her gün aynı saatte aynı fiziksel mekâna gitme zorunluluğunu azaltabilir.
2076 yılında bir çocuk büyükannesine:
“Yani çalışmak için her sabah arabaya mı biniyordunuz?”
diye sorabilir.
Ve büyükannesi:
“Evet. Üstelik bazen iki saat trafikte bekliyorduk.”
dediğinde çocuk muhtemelen bunu inanılmaz bulacak.
“Neden bir şeyleri hatırlamak zorundaydınız?”
Bugün hâlâ telefon numaralarını, adresleri, randevuları ve yapılacak işleri hatırlamaya çalışıyoruz.
Telefonumuzda onlarca uygulama varken bile zihnimizde sürekli bir “hatırlama listesi” taşıyoruz.
Gelecekte kişisel yapay zekâ sistemleri insanların günlük yaşamının çok daha büyük bölümünü yönetirse bu durum değişebilir.
Bir yapay zekâ:
- kiminle ne zaman görüşeceğinizi,
- hangi faturanın ödeneceğini,
- hangi ilacı ne zaman alacağınızı,
- hangi toplantıya katılacağınızı,
- hatta hangi eşyayı en son nereye koyduğunuzu
hatırlayabilir.
O zaman “telefon numarasını ezberlemek” bugünün çocuklarının eski insanların adresleri kağıda yazmasına baktığı gibi garip gelebilir.
“Gerçekten kağıt para taşıyor muydunuz?”
Bugün hâlâ cüzdanımızı açıp banknot çıkarıyoruz.
Metal paraları cebimizde taşıyoruz.
Kasada para üstü bekliyoruz.
Ancak dijital ödemeler giderek yaygınlaşıyor.
Gelecekte para tamamen ortadan kalkmak zorunda değil; fakat fiziksel para kullanımı çok daha sınırlı hale gelebilir.
O zaman 2076 yılında bir çocuk eski bir cüzdan gördüğünde:
“Bu ne?”
diye sorabilir.
“Para taşımak için.”
“Telefonla ödeyemiyor muydunuz?”
“İnsanlar gerçekten birbirlerini aramak için numara mı çeviriyordu?”
Telefonun en eski mantığı basitti:
Numarayı biliyorsun → çeviriyorsun → karşı tarafı arıyorsun.
Bugün bile bunun izlerini taşıyoruz.
Fakat gelecekte iletişim sistemleri insanların birbirini “aramasından” çok, yapay zekânın iki taraf arasında iletişimi organize ettiği sistemlere dönüşebilir.
Belki de:
“Ali’yi ara.”
demek bile eski moda olacak.
Sistem kiminle konuşmak istediğinizi anlayacak ve uygun iletişim kanalını kendisi oluşturacak.
“Neden şifre hatırlıyordunuz?”
Bugün insanlardan onlarca şifre hatırlaması bekleniyor.
E-posta,banka,sosyal medya, iş hesabı, alışveriş siteleri, Wi-Fi…
Gelecekte biyometrik doğrulama, cihazlar arası güven zincirleri ve daha gelişmiş kimlik sistemleri yaygınlaşırsa “şifre ezberlemek” bugünün çocuklarına tuhaf gelebilir.
Tıpkı eski insanların telefon numaralarını ezberlemesi gibi.
“Gerçekten her şeyi ekranlardan mı izliyordunuz?”
Bugünün insanı nereye baksa bir ekran görüyor.
Gelecekte artırılmış gerçeklik, projeksiyon teknolojileri veya başka arayüzler yaygınlaşırsa fiziksel ekranların bugünkü kadar merkezi olması gerekmeyebilir.
Bir çocuğun 2076 yılında:
“Film izlemek için gerçekten duvara veya küçük bir cama mı bakıyordunuz?”
demesi hiç şaşırtıcı olmaz.
“Yemek için gerçekten hayvan yetiştiriyor muydunuz?”
Bu başlık diğerlerinden biraz farklı.
Çünkü gelecekte ne olacağını bilmiyoruz.
Ancak laboratuvar ortamında üretilen et ve alternatif protein teknolojileri gelişiyor.
Eğer bu teknolojiler ekonomik ve yaygın hale gelirse, gelecekte insanlar bugünkü hayvancılık sistemine oldukça farklı gözlerle bakabilir.
Bugün nasıl insanlar geçmişte avlanarak yaşamayı düşününce şaşırıyorsa, gelecekte de:
“Et üretmek için gerçekten milyarlarca hayvan yetiştiriyor muydunuz?”
sorusu gündeme gelebilir.
Bu bir öngörü değil; sadece teknolojik dönüşümün olası sonuçlarından biri.
“Market raflarında ürün seçmek için gerçekten mağazaya mı gidiyordunuz?”
Bugün hâlâ alışveriş yapmak için mağazaya gidiyoruz.
Rafların arasında dolaşıyoruz.
Ürünleri seçiyoruz.
Kasaya gidiyoruz.
Poşetleri taşıyoruz.
Ama lojistik otomasyonu ve çevrim içi alışveriş geliştikçe bu süreç değişebilir.
Gelecekte marketler daha çok dağıtım merkezi haline gelirken, tüketici ile ürün arasındaki fiziksel mesafe azalabilir.
Belki de geleceğin çocukları için markete gidip alışveriş yapmak, bizim bugün gidip plak satın almamız kadar nostaljik bir deneyim olacak.
“Neden bu kadar çok kağıt kullanıyordunuz?”
Bir ofise girdiğinizde:
Dosyalar.
Faturalar.
Sözleşmeler.
Formlar.
Yazıcılar.
Fotokopi makineleri.
Kağıtlar…
Dijitalleşme bu sistemin büyük bölümünü değiştirmiş olsa da kağıt hâlâ hayatımızda.
Gelecekte tamamen dijital iş akışları yaygınlaşırsa kağıt belgeler bugünün daktiloları gibi görülebilir.
Bir çocuğun:
“Bu kağıdı neden yazıcıdan çıkardınız?”
sorusu, aslında bizim geçmişe baktığımızda sorduğumuz sorulara benzeyecek.
“Neden her şeyin ayrı bir uzaktan kumandası vardı?”
Televizyon kumandası.
Klima kumandası.
Uydu kumandası.
Ses sistemi kumandası.
Garaj kumandası…
Bir evde küçük bir elektronik kumanda koleksiyonu oluşabiliyor.
Akıllı ev sistemleri ve doğal dil tabanlı kontrol yaygınlaşırsa gelecekte insanlar cihazların her biri için ayrı bir fiziksel kumanda kullanmayı gereksiz bulabilir.
“Televizyonu aç.”
Ve bitti.
“Gerçekten hastaneye gidip doktoru bekliyor muydunuz?”
Bu değişim şimdiden başladı.
Bazı sağlık hizmetleri uzaktan görüşmeler, dijital kayıtlar ve giyilebilir cihazlar aracılığıyla yürütülebiliyor.
Gelecekte sensörler ve sürekli sağlık takibi daha fazla kullanılırsa doktorun hastayı değerlendirmesi için hastanın her zaman fiziksel olarak hastaneye gitmesi gerekmeyebilir.
Fakat burada önemli bir nokta var:
Fiziksel doktor muayenesinin tamamen ortadan kalkacağını söylemek için henüz hiçbir temel yok.
Geleceğin sağlık sistemi muhtemelen fiziksel ve dijital hizmetlerin farklı biçimlerde birleşmesinden oluşacak.
“Neden kendi başınıza araba kullanıyordunuz?”
Belki de listedeki en büyük soru bu olacak.
Bugün araba kullanmak hayatın sıradan bir parçası.
Direksiyonun başına geçiyoruz.
Gaz pedalına basıyoruz.
Frene basıyoruz.
Trafiği takip ediyoruz.
Hatalar yapıyoruz.
Gelecekte otonom sürüş sistemleri yeterince gelişirse insanların araç kullanması zorunluluk olmaktan çıkabilir.
Tıpkı bugün bir asansörü kullanırken onu manuel olarak işletmememiz gibi.
Ve 2076’da bir genç büyükbabasına şöyle diyebilir:
“Yani gerçekten iki tonluk metal bir makineyi elle kontrol ederek trafikte mi ilerliyordunuz?”
Belki de geleceğin insanına en garip gelecek şeylerden biri bu olacak.
Asıl ilginç olan: Gelecek, bugünü “ilkel” gösterecek
Bugün bize çok gelişmiş görünen teknolojilerin çoğu aslında bir geçiş dönemi teknolojisi olabilir.
Bunların hangilerinin 50 yıl sonra hâlâ kullanılacağını bilmiyoruz.
Belki bugün telefon dediğimiz cihazlar tamamen ortadan kalkacak.
Belki otomobillerin direksiyonu olmayacak.
Belki klavye ve fare tarihe karışacak.
Belki para fiziksel bir nesne olmaktan çıkacak.
Belki de bunların hiçbirisi gerçekleşmeyecek ve 2076’daki insanlar bizim tahminlerimize gülüyor olacak.
Çünkü teknoloji tarihinde kesin olan tek bir şey var:
İnsanlar kendi dönemlerinin teknolojisini “normal” zanneder.
Oysa normal dediğimiz şey aslında sadece alıştığımız teknolojidir.
Ve bundan 50 yıl sonra bugünün sıradan bir sabahı şöyle anlatılabilir:
“İnsanlar uyanıyor, ellerine küçük cam bilgisayarlar alıyor, arabalarına biniyor, saatlerce trafikte bekliyor, ofislere gidiyor, şifreler yazıyor, kağıt kullanıyor, marketlere gidiyor ve bütün bunları kendi başlarına yapıyorlardı.”
Belki de geleceğin insanları için asıl inanılmaz olan teknoloji değil…
Bizim bu kadar şeyi hâlâ kendimiz yapıyor olmamız olacak.
