Site icon Hedza

Dünyada Yalnızca 100 İnsan Kalsaydı Medeniyet Yeniden Kurulabilir miydi?

Bir sabah uyandığınızı ve dünyada yalnızca 100 insanın kaldığını öğrendiğinizi düşünün.

Şehirler boş.

Yollar sessiz.

Marketler dolu ama çalışan yok.

Hastaneler var ama doktorların çoğu yok.

Elektrik bir süre daha çalışıyor.

İnternet açık.

Arabalar yerinde.

Kitaplar, fabrikalar, bilgisayarlar ve insanlığın bütün bilgi birikimi hâlâ ortada.

Ama onları kullanacak yalnızca 100 kişi var.

Peki bu kadar küçük bir insan grubu medeniyeti yeniden kurabilir miydi?


İlk Günlerde En Büyük Sorun Ne Olurdu?

İlk problem teknoloji değil.

Hayatta kalmak.

100 kişinin öncelikle aynı bölgede toplanması gerekirdi.

Eğer insanlar dünyanın farklı kıtalarına dağılmışsa birbirlerini bulmak bile ciddi sorun olurdu.

Bu yüzden internet ve iletişim sistemleri çalışırken yapılması gereken ilk şey:

Konumları paylaşmak.

Bir buluşma noktası belirlemek.

Güvenli ulaşım planı oluşturmak.

olurdu.

En mantıklı yer ise büyük şehirlerin merkezi değil, tarım yapılabilen ve temiz suya ulaşılabilen bir bölge olurdu.

Çünkü gökdelenler etkileyici olabilir.

Ama buğday üretmiyorlar.


100 Kişinin Kim Olduğu Her Şeyi Değiştirirdi

100 kişinin tamamı rastgele seçilmişse insanlığın şansı ciddi biçimde değişebilir.

Grubun içinde mutlaka farklı becerilere ihtiyaç olurdu.

Doktor.

Çiftçi.

Elektrik mühendisi.

Makine teknisyeni.

İnşaat uzmanı.

Biyolog.

Kimyager.

Öğretmen.

Veteriner.

Yazılımcı.

Elektronik uzmanı.

Su ve altyapı konusunda bilgili kişiler.

Çünkü modern medeniyet tek bir meslek üzerine kurulu değil.

Bir cerrah hayat kurtarabilir.

Ama elektrik santralini çalıştıramayabilir.

Bir mühendis jeneratörü tamir edebilir.

Ama hangi bitkinin nasıl yetiştirileceğini bilmeyebilir.

Bu nedenle 100 kişinin sayısından çok hangi bilgiye sahip oldukları belirleyici olurdu.

100 kişinin tamamının influencer olduğunu düşünün.

İnsanlığın son vlog’u muhtemelen oldukça kaliteli olurdu.

Devamı biraz problemli.


Elektrik İlk Günlerde Çalışmaya Devam Eder miydi?

Muhtemelen bazı bölgelerde evet.

Modern elektrik sistemlerinin önemli bölümü otomatik çalışır.

Bu yüzden insanlığın nüfusu bir anda 100 kişiye düşse bütün ışıklar aynı saniyede kapanmazdı.

Ama bakım yapılmazsa zamanla:

Arızalar oluşur.

Şebeke dengesi bozulur.

Yakıt tedariki kesilir.

Santraller durur.

Bu nedenle 100 kişinin bütün ülkenin elektrik sistemini çalıştırmaya uğraşması pek mantıklı olmazdı.

Daha küçük ve yönetilebilir sistemlere geçmeleri gerekirdi.

Güneş panelleri.

Küçük hidroelektrik sistemleri.

Jeneratörler.

Bataryalar.

Belki rüzgâr türbinleri.

Yeni toplum büyük enerji şebekesinden çok küçük ve bağımsız enerji sistemlerine dayanabilirdi.


Marketlerdeki Yiyecekler Ne Kadar Dayanırdı?

İlk haftalarda yiyecek problemi çok büyük olmayabilir.

Çünkü dünyada 100 kişiye yetecek inanılmaz miktarda gıda bulunuyor.

Marketler.

Depolar.

Konserveler.

Kuru gıdalar.

Dondurulmuş ürünler.

100 kişilik toplum teorik olarak uzun süre hazır stoklarla yaşayabilir.

Ama problem şu:

Taze yiyecekler bozulur.

Elektrik kesildiğinde dondurucular çalışmaz.

Konserveler de sonsuz değildir.

Bu nedenle hazır yiyecekler yalnızca zaman kazandırır.

Uzun vadede tarım şart.


Tarım Neden Medeniyetin Yeniden Başlangıcı Olurdu?

İnsanlık tarihine baktığımızda şehirlerin, devletlerin ve büyük uygarlıkların temelinde tarım var.

Çünkü insanlar sürekli yiyecek aramak zorunda kalmadığında:

Bilim.

Sanat.

Mühendislik.

Eğitim.

Yönetim.

gibi alanlara zaman ayırabiliyor.

100 kişilik yeni toplumun da ilk büyük başarısı bir bilgisayar fabrikası kurmak değil:

Güvenilir şekilde yiyecek üretmek olurdu.

Tohumların korunması gerekir.

Tarım takvimi oluşturulur.

Sulama sistemleri kurulur.

Hayvan yetiştiriciliği yapılabilir.

Toprak bilgisi kritik hale gelir.

Bu nedenle yeni dünyanın en önemli insanlarından biri gerçekten iyi bir çiftçi olabilir.

Eski dünyada milyonlarca takipçisi yok.

Yeni dünyada milyonlarca patatese ihtiyacımız var.

Öncelikler değişti.


İlaçlar Bittiğinde Ne Olurdu?

Burası en tehlikeli noktalardan biri.

İlk yıllarda mevcut eczaneler ve hastanelerde çok sayıda ilaç bulunur.

Ama zamanla:

Son kullanma tarihleri geçer.

Soğuk zincir bozulur.

İlaç üretimi durur.

Ve modern ilaç üretmek oldukça karmaşıktır.

Antibiyotik.

İnsülin.

Aşı.

Anestezik.

Kalp ilaçları.

Bunların tamamını 100 kişinin üretmesi çok zor olurdu.

Bu nedenle kronik hastalığı olan insanlar özellikle risk altında kalırdı.

Yeni toplumun mümkün olduğunca erken dönemde basit ilaç üretimi, hijyen, sterilizasyon ve temel cerrahi bilgisini koruması gerekirdi.

Çünkü medeniyet teknoloji kaybettiğinde ilk kaybedilen konfor değil, sağlık güvenliği olabilir.


Modern Teknolojinin Ne Kadarı Korunabilirdi?

Telefonlar ve bilgisayarlar ilk yıllarda kullanılabilir.

Ama cihazların parçaları bozulmaya başladığında büyük problem ortaya çıkar.

Modern mikroçip üretimi için:

Ultra temiz fabrikalar.

Son derece gelişmiş litografi makineleri.

Kimyasal üretim.

Yarı iletken uzmanlığı.

Küresel tedarik zinciri.

gerekiyor.

100 kişinin bütün bunları sürdürmesi neredeyse imkânsız.

Dolayısıyla yeni toplum modern bilgisayarları mümkün olduğunca uzun süre kullanır.

Yedek parçaları toplar.

Bilgileri çok sayıda diske kopyalar.

Ama birkaç on yıl sonra elektronik teknoloji ciddi biçimde gerileyebilir.

Belki yeni nesil ilk etapta bugünkü teknoloji seviyesine ulaşamaz.


Çocuklar Yeni Dünyanın En Önemli İnsanları Olurdu

100 kişilik toplumun asıl başarısı hayatta kalmak değil:

Bilgiyi sonraki nesle aktarmak olurdu.

Çocuklara sadece:

Okuma.

Yazma.

Matematik.

öğretmek yeterli olmaz.

Tarım.

Tıp.

Mühendislik.

Elektrik.

Kimya.

Mekanik.

Tarih.

Hayatta kalma becerileri.

de öğretilmelidir.

Belki çocukların eğitimi bugünkü okullardan tamamen farklı olurdu.

Bir gün matematik.

Bir gün tarla.

Bir gün jeneratör tamiri.

Bir gün ilk yardım.

Sınav sorusu:

“Fotosentezi açıklayın.”

yerine:

“Sulama sistemi bozuldu. Ne yapıyoruz?”

olabilir.

Eğitimin amacı diploma almak değil, uygarlığın kaybolmasını engellemek olurdu.


Doğa Şehirleri Ne Kadar Hızlı Geri Alırdı?

İnsanlar ortadan kaybolduğunda doğa oldukça hızlı ilerler.

Otlar yollarda büyümeye başlar.

Ağaçlar kontrolsüz şekilde yayılır.

Hayvanlar şehir merkezlerine girer.

Binalar bakımsızlıktan zarar görür.

Yollar çatlar.

Birkaç on yıl sonra bazı şehirler bugünkünden tamamen farklı görünebilir.

100 kişi bir bölgede yeni toplum kurarken dünyanın geri kalanında doğa modern uygarlığın izlerini yavaş yavaş silmeye başlar.

Bir gökdelenin önünde geyik görmek sıradanlaşabilir.

İnsanlık çekilmiş.

Doğa boş koltuğu hemen fark etmiş.


Peki 100 İnsan Başarısız Olursa Ne Olurdu?

İnsanlığın sonu gelebilir.

Bir salgın.

Doğal afet.

Büyük yangın.

Genetik problemler.

İç çatışma.

Tarım başarısızlığı.

Tek bir ciddi olay 100 kişilik nüfusu dramatik şekilde azaltabilir.

Bu nedenle küçük toplumun en önemli stratejilerinden biri riskleri dağıtmak olurdu.

Tek bir yerleşim yerine zamanla birkaç küçük yerleşim kurulabilir.

Tohumlar farklı bölgelerde saklanır.

Bilginin kopyaları farklı yerlere dağıtılır.

Çünkü bütün insanlığı tek köye koymak medeniyet açısından biraz fazla cesur bir yedekleme stratejisi olur.


Son Bir Soru

Dünyada yalnızca 100 insan kaldı ve sizi grubun lideri seçtiler.

İlk gün yalnızca bir şeyi kurtarmaya zamanınız var:

A) Dünyanın en büyük kütüphanelerinden birinin dijital arşivi
B) Büyük bir hastanenin ilaç ve tıbbi ekipmanı
C) Dev bir tohum bankası
D) Güneş panelleri ve enerji ekipmanları
E) Tarım ve iş makineleri

Hangisini seçerdiniz?

Daha zor soru ise şu:

Medeniyeti yeniden kurmaya çalışırken eski dünyanın sistemlerini mi kopyalardınız, yoksa 100 kişiyle tamamen farklı bir toplum mu kurardınız?

Exit mobile version