Bu kez yetişkinlerin danışman bile olmadığı, paranın, devletlerin, şirketlerin, okulların ve tüm karar mekanizmasının çocukların elinde olduğu tamamen hayali bir dünya düşünelim.
Sonuç oldukça tuhaf olurdu.
Devletlerin adı değişirdi
Ülkelerin isimleri bile değişebilirdi.
“Birleşmiş Milletler” yerine:
Dünya Çocukları Birliği
Ve ülkeler arasında anlaşmazlık olduğunda diplomatlar belki şöyle konuşurdu:
“Tamam, sırayla konuşalım. Önce sen anlat, sonra ben.”
Dünya siyasetinde ilk kez “söz kesmek” büyük bir diplomatik kriz haline gelebilirdi.
Dünyanın en zengin şirketi oyuncak şirketi olurdu
Çocuklar ekonomiyi yönetseydi yatırım öncelikleri tamamen değişebilirdi.
Bugün:
yapay zekâ → çip → enerji
ön plandayken,
çocukların bütçesinde:
oyuncak → dondurma → oyun alanı → lunapark
ilk sıralara çıkabilirdi.
Bir şirketin yönetim kurulu toplantısını düşün:
“Yeni fabrikayı nereye kuralım?”
“Okulun yanına.”
“Neden?”
“Çünkü teneffüste gidebiliriz.”
Okullar tamamen değişirdi
08.00’de ders başlıyor.
Ama ders:
Matematik
Türkçe
Fen
yerine şöyle olabilir:
09.00 — Lego ile mühendislik
10.00 — Mars şehri tasarlama
11.00 — Dünyanın en büyük dondurmasını planlama
13.00 — Oyun
14.00 — “Bugün ne öğrenmek istiyorsunuz?”
Ve sınav yerine:
“Bunu gerçekten anlayabildin mi?”
sorusu sorulabilirdi.
Toplu taşımanın adı bile değişebilirdi
Otobüsler daha renkli olurdu.
Her otobüste:
oyun ekranları
kulaklık
mini kütüphane
oyuncak köşesi
olabilirdi.
Ve otobüsün arkasında:
“Bir sonraki durak: Macera.”
yazardı.
Şehirlerin yarısı oyun alanına dönüşebilirdi
Çocukların yönettiği bir şehirde asfaltın yanında:
dev parklar
dev kaydıraklar
bisiklet yolları
yapay göller
tırmanma alanları
olabilirdi.
Hatta bazı binaların arasında gök köprüleri bulunabilir ve çocuklar bir parktan diğerine yürüyerek geçebilirdi.
Polis sistemi bile değişirdi
Bir çocuk başka bir çocuğun oyuncağını aldı.
Polis gelir:
“Oyuncağı neden aldın?”
“Çünkü çok güzeldi.”
“Peki arkadaşın ne düşünüyor?”
“Üzüldü.”
“O zaman birlikte oynayabilir misiniz?”
Ve belki de ceza yerine:
“10 dakika birlikte oynama görevi.”
verilir.
Mahkemelerde çok farklı kararlar çıkabilirdi
Bir çocuk diğerine kötü davrandı.
Hakim:
“Seni hapse göndermeyeceğiz.”
Çocuk:
“Ne olacak?”
“Önce neden yaptığını anlatacaksın. Sonra zarar verdiğin kişiye yardım edeceksin.”
Çünkü çocukların adalet anlayışı belki daha fazla “neden yaptın?” sorusuna odaklanabilirdi.
Dünyanın en büyük bütçesi doğaya ayrılabilirdi
Çocuklar gelecekte yaşayacakları için:
“Bu gezegeni bize neden böyle bırakıyorsunuz?”
diye düşünebilirdi.
Her ülkenin büyük şehirlerinde:
ormanlar
kelebek bahçeleri
arı alanları
hayvan koruma merkezleri
bulunabilirdi.
Sınırlar neredeyse ortadan kalkabilirdi
Çocuklar başka bir çocukla tanıştığında genellikle ilk soruları:
“Hangi ülkedensin?”
olmayabilir.
Daha çok:
“Kaç yaşındasın?”
“Hangi oyunu seviyorsun?”
“Minecraft oynuyor musun?”
olabilir.
Belki de dünya vatandaşlığı fikri çok daha erken ortaya çıkardı.
İnternet tamamen çocukların ihtiyaçlarına göre tasarlanırdı
İnternetin ana sayfasında:
oyun
bilim
sanat
keşif
müzik
olurdu.
Ama belki de en önemli özellik:
“Canım sıkıldı” butonu
olurdu.
Bastığında sistem:
“Bugün 17 dakika kitap okudun. Şimdi dışarı çıkıp biraz hareket et.”
diyebilirdi.
Çalışma hayatı tamamen değişirdi
Çocuklar şirketleri yönetseydi toplantılar muhtemelen daha kısa olurdu.
Toplantı:
“Bu projeyi yapalım mı?”
“Evet.”
“Tamam.”
Toplantı bitti.
Ama daha önemlisi, meslek seçerken:
“Çok para kazanır mıyım?”
yerine:
“Bunu yaparken eğlenir miyim?”
sorusu daha önemli hale gelebilirdi.
Uzay programının hedefi değişirdi
Çocuklar NASA’yı yönetseydi ilk hedeflerden biri muhtemelen:
“Mars’a insan gönderelim.”
olurdu.
Ama ikinci soru:
“Mars’a oyun alanı yapabilir miyiz?”
Ay’da:
okul
evler
gözlemevleri
düşük yerçekimli eğlence parkları
hayal edilebilir.
Savaş ilan etmek inanılmaz zorlaşabilirdi
Bir ülke diğerine savaş ilan etmek istiyor.
Çocuk liderler:
“Neden?”
“Toprak yüzünden.”
“Paylaşamaz mıyız?”
“Hayır.”
“Peki takas?”
“Olmaz.”
“O zaman kura çekelim.”
Elbette gerçek dünya bu kadar basit değil.
Ama çocukların olaylara yaklaşımındaki “başka bir çözüm yok mu?” refleksi, dünya siyasetini ilginç şekilde değiştirebilirdi.
Ama dünyanın en büyük problemi ortaya çıkardı
Çocukların elinde tüm sistemin olması, beraberinde ciddi problemler getirirdi.
Çünkü dünya:
“Park yapalım mı?”
kadar basit değil.
Enerji, ekonomi, savaş, salgınlar, doğal afetler, hukuk, diplomasi ve milyonlarca insanın güvenliği gibi konular çok büyük bilgi ve deneyim gerektiriyor.
Bu nedenle çocukların yönettiği dünya bir süre sonra muhtemelen şunu keşfederdi:
“Hayal gücü çok önemli ama dünyayı yönetmek için bilgi de gerekiyor.”
Dünyayı çocuklar yönetseydi, belki de ilk yasaları şu olurdu:
“Her insanın günde en az bir saat oyun oynama hakkı vardır.”
“Hiçbir şehirde çocuksuz park yapılamaz.”
“Her çocuğun uzaya, okyanusa veya bir ormana en az bir kez gitme hakkı vardır.”
“Ve hiçbir yetişkin, ‘çünkü ben öyle dedim’ diyerek yasa çıkaramaz.”
