Site icon Hedza

İnsan Vücudunda Artık Hiçbir İşe Yaramayan Parçalar Var mı?

İnsan vücudunun milyonlarca yıllık bir güncelleme geçmişi var. Ancak evrim, eski parçaları söküp yerine yenilerini takan titiz bir mühendis gibi çalışmıyor.

Sonuç?

Vücudumuzda atalarımız için daha önemli olduğu düşünülen, bugün ise işlevi azalmış veya değişmiş bazı yapılar bulunuyor.

Kuyruk sokumu, yirmilik dişler, tüyleri diken diken eden kaslar…

Hatta kulağını oynatabilen insanların kullandığı kaslar bile bu hikâyenin bir parçası.

Peki insan vücudunda gerçekten hiçbir işe yaramayan organlar var mı? Yoksa “gereksiz” sandığımız parçaların gizli görevleri mi bulunuyor?


1. Kuyruk Sokumu: Bir Zamanlar Kuyruğumuz mu Vardı?

Omurgamızın en altında bulunan kuyruk sokumu kemiği, evrimsel geçmişimizin en dikkat çekici izlerinden biri.

Primat atalarımızın kuyruk yapısıyla ilişkilendirilen bu kemik, bugün bize dışarıdan görünen bir kuyruk sağlamıyor.

Ancak tamamen gereksiz de değil.

Kuyruk sokumu bazı kaslar ve bağlar için bağlantı noktası oluşturuyor ve özellikle pelvik taban yapılarının desteklenmesine katkıda bulunuyor.

Yani kuyruğu kaybetmişiz.

Ama montaj noktalarının bir kısmı kalmış.


2. Yirmilik Dişler: Ağzımızda Neden Hâlâ Varlar?

Yirmilik dişler birçok insan için “Keşke hiç çıkmasaydı” kategorisinin tartışmasız şampiyonlarından.

Atalarımızın daha sert ve işlenmemiş besinleri tükettiği dönemlerde daha büyük çeneler ve fazladan azı dişleri kullanışlı olabiliyordu.

Modern insanlarda ise çene yapısı ve beslenme koşulları değişti.

Sonuç olarak yirmilik dişler bazı insanlarda:

Sıkışabiliyor,

yanlış yönde çıkabiliyor,

ağrıya,

enfeksiyona

ve dişlerin çevresinde problemlere neden olabiliyor.

Üstelik bazı insanlarda yirmilik dişler hiç gelişmiyor.

Fakat düzgün çıkan sağlıklı bir yirmilik diş hâlâ çiğnemeye katkıda bulunabilir. Dolayısıyla “tamamen işe yaramıyor” demek yine doğru olmaz.


3. Apandis Gerçekten Gereksiz mi?

Bir dönem apandisin insan vücudundaki klasik “gereksiz organ” örneklerinden biri olduğu düşünülüyordu.

Fakat günümüzde bu görüş fazla basit kabul ediliyor.

Apandis bağışıklık sistemiyle ilişkili lenfoid doku içerir ve bağırsak mikrobiyotasıyla bağlantılı bazı işlevlere sahip olabilir.

Diğer taraftan apandis olmadan da insanlar normal şekilde yaşayabilir.

Yani apandis:

“Hiçbir işe yaramayan organ”

olmaktan çok,

“Onsuz yaşayabildiğimiz fakat bazı işlevleri bulunan bir yapı”

olarak düşünülmeli.


4. Tüylerimiz Neden Diken Diken Oluyor?

Soğukta veya korktuğumuzda kollarımızdaki tüylerin dikildiğini hepimiz biliyoruz.

Peki neden?

Kılların dibinde arrector pili adı verilen küçük kaslar bulunur.

Bu kaslar kasıldığında kıllar dikleşir.

Yoğun kürke sahip hayvanlarda bunun önemli avantajları olabilir.

Kabarık kürk vücut çevresinde hava tutarak ısı kaybını azaltmaya yardımcı olabilir.

Tehdit anında kabaran tüyler hayvanın daha büyük görünmesini de sağlayabilir.

İnsanlarda ise vücut kılları büyük ölçüde azaldığı için aynı mekanizmanın etkisi çok daha sınırlı.

Yine de sistem hâlâ çalışıyor.

Korku filmi açıyorsunuz.

Beyin alarma geçiyor.

Kıllarınız:

“Atalarımızın protokolünü uyguluyoruz.”


5. Kulaklarımızı Oynatan Kaslar

Bazı insanlar kulaklarını hareket ettirebilir.

Çoğumuz ise ne kadar uğraşırsak uğraşalım bunu başaramayız.

Kulak çevresindeki auriküler kaslar, birçok hayvanda oldukça önemlidir.

Örneğin bazı memeliler sesin geldiği yöne doğru kulaklarını çevirebilir.

İnsanlarda ise başımızı kolayca çevirebildiğimiz ve görme sistemimize güçlü biçimde güvendiğimiz için bu kasların önemi oldukça azalmıştır.

Ama kaslar hâlâ orada.

Kullanım alanı?

Partide kulağınızı oynatarak birkaç saniyelik şaşkınlık yaratmak.

Evrimin planladığı kariyer muhtemelen bu değildi.


6. Gözümüzün Köşesindeki Küçük Doku

Aynada gözünüzün buruna yakın iç köşesine dikkatlice bakarsanız küçük pembe bir yapı görebilirsiniz.

Bu bölgedeki plica semilunaris, diğer bazı hayvanlarda çok daha gelişmiş olan üçüncü göz kapağı sistemiyle evrimsel bağlantısı nedeniyle sıkça örnek gösterilir.

Bazı hayvanlarda üçüncü göz kapağı gözün korunmasına ve nemli tutulmasına yardımcı olur.

İnsanlarda ise bu yapı çok daha küçüktür.

Yine de göz yüzeyinin işlevlerine katkıda bulunabildiği için “tamamen işe yaramıyor” demek burada da doğru değildir.


7. Palmaris Longus: Sizde Olmayabilir

Şimdi küçük bir deney.

Başparmağınızla serçe parmağınızı birleştirin ve bileğinizi hafifçe kendinize doğru bükün.

Bileğinizin ortasında belirgin bir tendon görüyorsanız bu palmaris longus kasının tendonu olabilir.

Ama herkeste bulunmaz.

Bazı insanlar bu kas olmadan doğar ve genellikle günlük yaşamlarında önemli bir eksiklik yaşamaz.

Bu yüzden palmaris longus, insan anatomisindeki değişken ve işlevsel önemi sınırlı yapılara güzel bir örnektir.

Hatta tendonu bazı cerrahi işlemlerde greft olarak kullanılabilir.

Vücudun “yedek kablo” bölümü sonunda işe yaradı.


8. Erkeklerde Meme Uçları Neden Var?

Bu konu genellikle “gereksiz vücut parçaları” listelerinde görülür ancak durum biraz farklıdır.

İnsan embriyosunun gelişiminin erken dönemlerinde temel vücut planının bazı yapıları cinsiyet farklılaşması belirginleşmeden önce oluşmaya başlar.

Meme uçları da bunlardan biridir.

Dolayısıyla erkeklerde meme uçlarının bulunması körelmiş bir organ örneğinden çok embriyonik gelişimin nasıl gerçekleştiğinin sonucu olarak açıklanabilir.

Yani vücuttaki her tuhaf özellik evrimsel olarak “eskiden kullanıyorduk” kategorisine girmiyor.


Vücudumuzda Gerçekten Tamamen Gereksiz Bir Organ Var mı?

Burada cevap şaşırtıcı:

“Tamamen hiçbir işe yaramayan organ” demek oldukça zor.

Çünkü bilim ilerledikçe daha önce gereksiz olduğu düşünülen bazı yapıların küçük veya ikincil işlevleri keşfedilebiliyor.

Daha doğru ifade şu:

İnsan vücudunda evrimsel süreçte eski temel işlevini kaybetmiş, küçülmüş veya önemi azalmış yapılar bulunuyor.

Bunlar bize insan vücudunun sıfırdan tasarlanmadığını, önceki nesillerden kalan yapılar üzerinde değişerek bugünkü haline ulaştığını gösteriyor.


Gelecekte Hangi Vücut Parçalarımız Körelebilir?

Bu da oldukça eğlenceli bir düşünce deneyi.

İnsanlar yüz binlerce yıl daha varlığını sürdürürse hangi özelliklerimiz değişebilir?

Yirmilik dişler daha da seyrekleşebilir mi?

Vücut kıllarımız daha fazla azalabilir mi?

Beslenme ve yaşam biçimimiz çene yapımızı değiştirmeye devam eder mi?

Bunların gelecekte nasıl gelişeceğini kesin olarak söylemek mümkün değil.

Çünkü evrim:

“Artık bunu kullanmıyoruz, silelim.”

şeklinde çalışan bilinçli bir sistem değil.

Bir özelliğin nesiller boyunca nasıl değişeceğini genetik çeşitlilik, üreme başarısı, çevre ve seçilim baskıları belirliyor.


Vücudumuz Bir Evrim Müzesi Gibi

İnsan vücudunda artık hiçbir işe yaramayan parçalar var mı?

Tam anlamıyla “hiçbir işe yaramayan” demek çoğu yapı için doğru değil.

Fakat geçmişte atalarımız için daha önemli olan ve bugün eski işlevini büyük ölçüde kaybetmiş yapılar kesinlikle var.

Kuyruk sokumu.

Yirmilik dişler.

Kulak kasları.

Tüyleri diken diken eden kaslar.

Bazı değişken kas ve tendonlar.

Bunların her biri vücudumuzun geçmişinden küçük izler taşıyor.

Belki de insan bedenine yalnızca çalışan bir biyolojik makine olarak bakmamak gerekiyor.

Vücudumuz aynı zamanda milyonlarca yıllık evrim tarihinin üzerinde hâlâ izler taşıyan canlı bir arşiv.

Ve aynaya baktığımızda yalnızca bugünkü insanı değil, çok uzak atalarımızdan kalan küçük parçaları da görüyoruz.

Exit mobile version