1.5.000 yıllık “Buz Adam” Ötzi’nin son saatleri
1991’de Alpler’de eriyen buzların arasında inanılmaz derecede iyi korunmuş bir insan cesedi bulundu.
Yaklaşık 5.300 yıl önce yaşamıştı.
Üzerinde:
- deri kıyafetler,
- ayakkabılar,
- balta,
- ok ve yay ekipmanı,
- çeşitli bitkisel materyaller
bulundu.
Ama asıl gizem:
Ötzi neden öldü?
Vücudunda bir ok yarası ve travma izleri bulundu.
Bu nedenle öldürülmesinin kuvvetli bir ihtimal olduğu düşünülüyor.
Fakat daha da ilginç olan:
Öldürülmeden önce nereden geliyordu ve neden dağlara çıkmıştı?
Son yolculuğunun amacı hâlâ kesin olarak bilinmiyor.
2.Roma’nın “gizemli 12 yüzlüleri”
Bunlar gerçekten çok tuhaf.
Roma İmparatorluğu dönemine ait küçük bronz nesneler.
Yaklaşık 12 yüzleri var.
Her yüzünde farklı büyüklükte dairesel delikler bulunuyor.
Üstelik:
Küre değil
Küp değil
Piramit değil
Dodekahedron.
Arkeologlar bunların ne olduğunu kesin olarak bilmiyor.
Bugüne kadar 50’den fazla farklı kullanım önerisi ortaya atılmış. Ölçüm aleti, astronomik cihaz, eldiven örme aparatı, ritüel nesne ve hatta oyuncak olduğu öne sürüldü. Fakat antik kaynaklarda bunların kullanımına dair açık bir açıklama bulunmuyor.
En garip soru:
Roma İmparatorluğu bunları neden yaptı ve neden hiçbir yazılı kaynak ne olduklarını söylemiyor?
3.Ulfberht — Vikinglerin “fazla iyi” kılıçları
9.–11. yüzyıllar arasında Avrupa’da bazı kılıçların üzerinde:
+VLFBERH+T
yazıyordu.
Yaklaşık 170 civarında bu yazıyla ilişkili kılıç biliniyor.
Ama ilginç olan yazı değil.
Metal.
Bazı Ulfberht kılıçları dönemlerinin birçok Avrupa kılıcına kıyasla olağanüstü kaliteli çelik kullanımı gösteriyor.
Ve burada büyük bir tartışma başlıyor:
Bu çelik nereden geldi?
Bir görüş, yüksek kaliteli çeliğin doğudan, muhtemelen uzun ticaret yolları üzerinden geldiğini savunuyor. Başka araştırmalar ise bazı Ulfberht örneklerinin Avrupa’daki üretimle açıklanabileceğini ileri sürüyor. Dolayısıyla köken ve üretim teknolojisi konusunda tek bir kesin senaryo yok.
Daha da ilginci:
Sahte Ulfberht’ler de vardı.
Yani ortaçağda bile:
marka taklidi yapılıyordu.
Gerçek Ulfberht’in ünü arttıkça, başka ustalar ismi taklit etti.
4.“Kafatası kültü” — Jericho’nun yüzleri
Yaklaşık 9.000 yıl önce Levant bölgesinde insanlar bazı ölülerin kafataslarını mezardan çıkarıp:
- kil,
- alçı,
- boya
ile yeniden şekillendiriyordu.
Göz çukurlarına bazen deniz kabukları yerleştiriliyordu.
Ortaya çıkan şey:
İnsan yüzüne benzeyen kafatasları.
Ama neden?
Atalara tapınma mı?
Aile büyüklerinin hatırasını yaşatma mı?
Ritüel mi?
Toplumsal statü mü?
Henüz kesin bir cevap yok.
Ve daha garibi:
Bazı kafataslarının neden seçildiği de bilinmiyor.
5.Nan Madol — Okyanusun ortasında taş şehir
Pasifik Okyanusu’nda, Mikronezya’daki Pohnpei adasının açıklarında.
Denizin üzerine kurulmuş gibi görünen devasa bir yapı kompleksi.
Nan Madol.
Duvarlarda dev bazalt taşları kullanılmış.
Kanallar arasında:
tapınaklar
mezarlar
yapılar
su yolları
bulunuyor.
Bazı taş bloklar tonlarca ağırlığında.
Ve soru: Bu kadar büyük taşları ada içinde nasıl taşıdılar?
Daha da önemlisi: Neden tam olarak burada böyle bir şehir inşa ettiler?
Yerel gelenekler doğaüstü güçlerden bahsediyor, fakat arkeoloji açısından yapının inşası insan emeği, mühendislik ve organizasyonla açıklanıyor.
Yine de ayrıntılar hâlâ araştırılıyor.
6.Sutton Hoo’nun “kimliği bilinmeyen” kralı
1939’da İngiltere’de bir höyük açıldı.
İçinden inanılmaz bir şey çıktı:
Bir gemi mezarı.
Altınlar.
Silahlar.
Kalkan.
Miğfer.
Takılar.
Bizans ve Orta Doğu bağlantılı eşyalar.
Bunun yaklaşık 7. yüzyıl başlarına ait yüksek statülü bir Anglo-Sakson gömüsü olduğu anlaşılıyor.
Fakat:
Mezardaki kişi kimdi?
Kesin olarak bilmiyoruz.
Genellikle Doğu Anglia krallarından biriyle ilişkilendiriliyor.
Ama mezarın sahibinin adı konusunda kesin kanıt yok.
Yani elimizde:
Bir kralın hazinesi olabilir.
Ama kralın kendisinin adı yok.
7.Sanxingdui — Çin’de ortaya çıkan “garip yüzler”
Çin’in Sichuan bölgesinde bulunan Sanxingdui kalıntıları, klasik Çin arkeolojisi açısından son derece sıra dışı.
Bronz eserlerde:
Devasa gözler
abartılı kulaklar
uzun yüzler
dev bronz ağaçlar
insan figürleri
görülüyor.
MÖ 2. binyılın sonları ile 1. binyılın başlarına uzanan Sanxingdui kültürü hakkında önemli miktarda arkeolojik veri var.
Fakat büyük soru:
Bu insanlar kendilerini neden böyle tasvir etti?
Ve daha önemlisi:
Bu kültürün ritüelleri tam olarak neydi?
Çünkü yazılı belgeler çok sınırlı.
Bu yüzden eserler var…
Ama onları yapan insanların kendi açıklamaları yok.
8.Roma’nın “kayıp” altınları
Arkeolojide sürekli hazine bulunuyor.
Ama ilginç olan sadece hazinenin kendisi değil.
Bazı Roma dönemine ait para ve eşya yığınları:
Bilinçli şekilde gömülmüş.
Peki neden?
Savaş mı?
İşgal korkusu mu?
Vergiden kaçırma mı?
Kişisel birikim mi?
Ritüel mi?
Ve bazı sahipleri bir daha geri dönmedi.
Bu küçük arkeolojik buluntular aslında Roma İmparatorluğu’ndaki insanların günlük hayatındaki büyük belirsizlikleri gösteriyor.
9.Tollense Vadisi — Avrupa’nın çok eski savaş alanı
Almanya’da Tollense Vadisi.
Burada binlerce yıl önce büyük bir çatışmanın yaşandığına dair:
- insan kemikleri,
- silahlar,
- ok uçları,
- sopa parçaları,
- travma izleri
bulundu.
Yaklaşık MÖ 13. yüzyıla tarihleniyor.
Bu olay önemli çünkü Avrupa’da bu kadar erken döneme ait büyük ölçekli bir savaşın arkeolojik kanıtlarından biri.
Ama:
Kim kiminle savaştı?
Neden savaştılar?
Kaç kişi vardı?
Taraflar nereden gelmişti?
Bu soruların tamamı cevaplanmış değil.
İskeletler bize savaşın gerçekleştiğini söylüyor.
Ama savaşın hikâyesini anlatacak bir tarihçi yok.
10.Çatalhöyük’ün evleri neden sürekli yeniden yapıldı?
Türkiye’den bir başka inanılmaz gizem.
Çatalhöyük.
Yaklaşık 9.000 yıl önce burada yoğun bir yerleşim vardı.
Ama evlerin düzeni son derece sıra dışı.
Sokaklar yerine evler birbirine bitişik.
İnsanlar çoğu zaman evlere çatıdan giriyordu.
Daha da ilginç:
Bazı evlerin zeminlerinin altında insan gömüleri bulunuyor.
Yani:
Ev = yaşam alanı + mezar + aile hafızası
gibi çok farklı işlevleri bir araya getiriyor olabilir.
Ama insanların neden bu düzeni seçtiği ve toplumsal yapının tam olarak nasıl işlediği hâlâ araştırılıyor.
11.“Antik dünyanın GPS’i” — Roma yol haritası
Tabula Peutingeriana adlı olağanüstü bir harita var.
Roma dünyasındaki yolları ve yerleşimleri gösteriyor.
Ama modern harita gibi düşünme.
Dünya şekliyle ilgilenmiyor.
Amaç daha çok:
“Buradan oraya nasıl gidersin?”
sorusuna cevap vermek.
Ve burada gizem:
Bu haritanın orijinal Roma versiyonu neredeydi?
Elimizde Orta Çağ’da kopyalanmış bir sürüm var.
Ama kayıp orijinalin nasıl göründüğünü tamamen bilmiyoruz.
Yani Roma’nın yol ağını anlatan bir belgenin kendisi bile bir kopyanın kopyası olarak bize ulaşmış olabilir.
12.Roma’nın beton sırrı
Roma betonu tamamen gizemli değil; kimyasal bileşimi ve bazı üretim süreçleri üzerinde çok şey biliniyor.
Ama olağanüstü tarafı şu:
Bazı Roma beton yapıları yaklaşık 2.000 yıl sonra hâlâ ayakta.
Özellikle deniz yapılarındaki betonun zaman içinde bazı kimyasal süreçlerle dayanıklılığını koruduğu veya artırdığına dair araştırmalar var.
Buradaki gerçek gizem:
Romalılar bu malzemenin uzun vadeli davranışını ne kadar biliyordu?
Çünkü modern mühendislik açısından bile:
“2.000 yıl dayanacak yapı”
inanılmaz bir performans.
Bunlardan en “tüyler ürpertici” 5’i
Bence özellikle şu beşinin hikâyesi çok daha derin:
1. Ötzi — “Buzların içinde öldürülen adam”
2. Roma dodekahedronları — “Ne işe yaradığını kimse bilmiyor”
3. Ulfberht — “Vikinglerin kayıp metal teknolojisi”
4. Sanxingdui — “Büyük gözlü insanların kayıp uygarlığı”
5. Tollense — “3.000 yıldan fazla önce gerçekleşen unutulmuş savaş”
Özellikle Sanxingdui + Roma dodekahedronları + Ulfberht üçlüsü, klasik “gizem listelerinden” çok daha farklı ve derin bir konu.
