Sabah telefonunuzun alarmını kapattınız. Hava durumuna baktınız, sosyal medyada birkaç gönderiyi beğendiniz, haritada bir adres aradınız, internetten ayakkabı incelediniz ve akşam bir video izlediniz.
Sıradan bir gün.
Fakat bütün bu küçük hareketler internette dijital ayak izi olarak adlandırılan veri parçalarının oluşmasına katkıda bulunabilir.
Peki internette hakkımızda ne kadar bilgi var? Bir yabancı yalnızca adımızı bilerek hakkımızda neler öğrenebilir? Daha da önemlisi, internette bulunan bilgiler yalnızca bizim paylaştıklarımızdan mı oluşuyor?
Cevap biraz rahatsız edici: Dijital kimliğimiz, bilinçli olarak paylaştığımız bilgilerden çok daha geniş olabilir.
Dijital Ayak İzi Nedir?
Dijital ayak izi, internet kullanırken geride bıraktığımız bilgi ve etkinlik izlerinin genel adıdır.
Bunun en görünür kısmını kendimizin paylaştığı bilgiler oluşturur:
Sosyal medya gönderileri, yorumlar, fotoğraflar, kullanıcı adları, forum mesajları ve herkese açık profiller.
Fakat görünmeyen tarafta da çeşitli veriler oluşabilir. Kullandığımız hizmete ve verdiğimiz izinlere bağlı olarak ziyaret ettiğimiz sayfalar, uygulama etkileşimleri, cihaz bilgileri veya yaklaşık konum gibi veriler işlenebilir.
Yani internetteki izimiz yalnızca “Ne paylaştım?” sorusuyla sınırlı değildir.
Sadece İsminizi Aratarak Neler Bulunabilir?
Kendi adınızı bir arama motorunda aratmak basit ama oldukça ilginç bir deney olabilir.
Özellikle adınız çok yaygın değilse eski sosyal medya hesapları, okul veya iş bağlantıları, forum mesajları, fotoğraflar ve yıllar önce açılmış profiller karşınıza çıkabilir.
Bazı durumlarda telefon numarası, e-posta adresi veya ev adresi gibi çok daha hassas bilgiler de arama sonuçlarına girebilir. Nitekim Google’ın “Sizinle ilgili sonuçlar” özelliği, belirli kişisel bilgilerin arama sonuçlarında bulunup bulunmadığını kontrol etmeye ve uygun sonuçlar için kaldırma talebinde bulunmaya imkân veriyor.
İnternete bir zamanlar bıraktığımız şeylerin yıllar sonra yeniden karşımıza çıkma konusunda oldukça etkileyici bir hafızası var. Keşke insanlar anahtarlarını nereye koyduklarını da bu kadar iyi hatırlayabilseydi.
Sosyal Medya Bizim Hakkımızda Ne Söylüyor?
Sosyal medya profili yalnızca fotoğraflardan oluşmaz.
Paylaşımlarımız incelendiğinde sevdiğimiz müziklerden ziyaret ettiğimiz yerlere, arkadaş çevremizden alışveriş tercihlerimize kadar birçok konuda çıkarım yapılabilir.
Örneğin sürekli belirli restoranlardan konum paylaşan biri yaşadığı bölge hakkında ipucu verebilir. İş yerinden fotoğraf paylaşmak çalıştığı şirketi gösterebilir. Doğum günü gönderileri yaş hakkında bilgi sağlayabilir.
Tek tek bakıldığında önemsiz görünen bilgiler bir araya geldiğinde şaşırtıcı derecede ayrıntılı bir profil ortaya çıkabilir.
Biz Paylaşmasak Bile Bilgilerimiz İnternette Olabilir
İşin daha ilginç kısmı burada başlıyor.
Bir bilginin internette bulunması için onu mutlaka sizin paylaşmanız gerekmiyor.
Arkadaşınız sizi bir fotoğrafta etiketleyebilir.
Bir şirketin çalışan sayfasında adınız bulunabilir.
Eski bir etkinlik listesinde isminiz kalabilir.
Bazı ülkelerde kamuya açık kayıtlardan çeşitli bilgiler elde edilebilir.
Ayrıca veri brokerları, farklı kaynaklardan kişisel veriler toplayıp bunları birleştirebilir. ABD Federal Ticaret Komisyonu, insan arama sitelerinin kamu kayıtları, herkese açık sosyal medya profilleri ve diğer veri brokerlarından gelen bilgileri bir araya getirebildiğini belirtiyor.
Böylece internette birbirinden bağımsız görünen küçük bilgiler tek bir kişinin profili altında birleşebilir.
Telefonlarımız Hakkımızda Ne Kadar Bilgi Üretiyor?
Akıllı telefonlar günlük hayatımızın merkezinde.
Haritalar kullanıyoruz.
Fotoğraf çekiyoruz.
Alışveriş yapıyoruz.
Video izliyoruz.
Uygulamalara giriyoruz.
Arama yapıyoruz.
Bütün bunların hangi verileri oluşturduğu ve bunların ne kadarının saklandığı, kullanılan uygulamaya, hesap ayarlarına ve verilen izinlere göre değişir.
Bu nedenle telefonunuzdaki konum, kamera, mikrofon, kişiler ve fotoğraf erişim izinlerini zaman zaman kontrol etmek oldukça mantıklıdır.
“Bir kere izin verdim, sonsuza kadar mutlu yaşadılar” gizlilik konusunda pek iyi bir strateji sayılmaz.
Şirketler Neden Bu Verilerle İlgileniyor?
Çünkü veriler ekonomik açıdan değerli olabilir.
Kullanıcıların hangi ürünlerle ilgilendiğini, hangi içerikleri izlediğini veya hangi reklamlara tepki verdiğini anlamak; reklamların, önerilerin ve hizmetlerin kişiselleştirilmesinde kullanılabilir.
FTC’nin sosyal medya ve video platformlarına ilişkin kapsamlı incelemesi de büyük şirketlerin kullanıcılar ve bazı durumlarda kullanıcı olmayan kişiler hakkında geniş miktarda veri toplayabildiğini ve veri brokerlarından gelen bilgileri de kullanabildiğini ortaya koymuştu.
Bu yüzden internette bazen “Bu reklam karşıma neden çıktı?” diye düşündüğünüzde cevap tesadüften daha karmaşık olabilir.
İnternet Bizim Karakterimizi Bilebilir mi?
Tam anlamıyla değil.
Bir algoritma sizin gerçekten nasıl biri olduğunuzu insan gibi “tanımaz”. Ancak yeterli davranış verisinden bazı tercihler ve olasılıklar hakkında tahminler üretilebilir.
Hangi içeriklere tıkladığınız, ne kadar süre baktığınız veya hangi ürünlerle ilgilendiğiniz belirli ilgi alanlarının tahmin edilmesine yardımcı olabilir.
Fakat tahmin, gerçek kişilik değildir.
İnternette sürekli spor videoları izlemek sizi profesyonel sporcu yapmadığı gibi gece üçte “evren neden var?” araması yapmak da otomatik olarak filozof yapmaz.
Neyse ki.
Eski Paylaşımlar Gerçekten Kayboluyor mu?
Bir gönderiyi silmek önemli bir adımdır fakat internetteki bütün kopyalarının otomatik olarak ortadan kalkacağını garanti etmez.
İçerik başka biri tarafından kaydedilmiş, yeniden paylaşılmış veya farklı bir sitede yayımlanmış olabilir.
Arama motorlarında görünen bilgiler konusunda da önemli bir ayrım bulunuyor. Örneğin Google’dan bir sonucun kaldırılması, bilginin kaynak internet sitesinden silindiği anlamına gelmiyor. Kaynaktan tamamen kaldırılması için ilgili sitenin sahibiyle iletişim kurulması gerekebilir.
Bu yüzden internette paylaşım yaparken en güvenli yaklaşım, bir gün tamamen silebileceğimizi varsaymamaktır.
İnternette Hakkımızda Neler Olduğunu Nasıl Kontrol Edebiliriz?
İlk adım oldukça basit: Kendinizi internette arayın.
Adınızı ve soyadınızı birlikte aratabilir, eski kullanıcı adlarınızı kontrol edebilir ve sosyal medya hesaplarınızın dışarıdan nasıl göründüğüne bakabilirsiniz.
Ardından eski hesapları kapatmak, gereksiz herkese açık gönderileri kaldırmak, uygulama izinlerini gözden geçirmek ve hesapların gizlilik ayarlarını düzenlemek dijital ayak izinizi azaltmaya yardımcı olabilir.
Google ayrıca telefon numarası, ev adresi ve e-posta gibi bazı kişisel bilgilerin arama sonuçlarında görünmesi durumunda kaldırma talebi sunmaya olanak tanıyor. Ancak bu işlem, az önce belirttiğimiz gibi, bilgiyi kaynak internet sitesinden otomatik olarak silmiyor.
Dijital Ayak İzini Tamamen Silmek Mümkün mü?
İnterneti yıllardır aktif şekilde kullanan biri için bütün dijital izleri tamamen ortadan kaldırmak oldukça zor olabilir.
Ama amaç zaten görünmez olmak zorunda değil.
Daha gerçekçi hedef, hangi bilgilerin herkese açık olduğunu bilmek ve gereksiz olanları azaltmaktır.
Çünkü dijital ayak izi yalnızca güvenlik açısından önemli değildir. İş başvurularından profesyonel itibara kadar çevrimiçi kimliğimiz gerçek hayatımızla giderek daha fazla iç içe geçmiş durumda.
İnternet Bizi Sandığımızdan Daha Fazla Hatırlıyor
İnternette hakkımızda ne kadar bilgi var?
Bunun herkes için geçerli tek bir cevabı yok. Yıllardır aktif sosyal medya kullanan biriyle internette çok az paylaşım yapan kişinin dijital ayak izi doğal olarak aynı değildir.
Ancak önemli gerçek şu:
İnternetteki kimliğimiz yalnızca bugün paylaştığımız fotoğraflardan oluşmuyor.
Eski hesaplarımız, yorumlarımız, kullanıcı adlarımız, başkalarının paylaşımları, herkese açık kayıtlar ve kullandığımız dijital hizmetlerde oluşan veriler de bu tablonun parçaları olabilir.
Bu yüzden belki de kendimize sormamız gereken soru:
“İnternet benim hakkımda ne biliyor?” değil, “İnternetin benim hakkımda neleri bilmesine izin vermek istiyorum?”