Mitolojik canavarların belki de en ilginç yanı, hangi yaratığın gerçekten var olup olmadığı değil; insanların neden tam olarak bu yaratıklardan korktuğudur.
Ve gerçekten ürkütücü bir sonraki konu şu olabilir: “Antik insanların gerçekten gördüğünü iddia ettiği ve bugün bilim insanlarının hâlâ açıklamaya çalıştığı 10 gizemli yaratık/olay.”
1. Yılanların Annesi — Medusa
Medusa, Yunan mitolojisinin en ünlü yaratıklarından biridir.
Saçlarının yerine yılanlar bulunan ve kendisine doğrudan bakan kişileri taşa çevirdiğine inanılan Medusa, üç Gorgon kardeşten biriydi.
Ancak hikâyenin ilginç tarafı şu: Medusa’nın en eski anlatılarda yalnızca “kötü bir canavar” olarak görülmediği, daha sonra anlatıların onu farklı biçimlerde yeniden yorumladığı görülür.
Perseus’un görevi Medusa’nın başını kesmektir. Ona doğrudan bakmamak için kalkanının yansımasını kullanır.
Ve Medusa’nın kesilmiş başı bile olağanüstü bir güç taşımaya devam eder.
2. Minotaur — Labirentin yaratığı
Minotaur, insan bedenine ve boğa başına sahip korkunç bir yaratıktı.
Kral Minos tarafından Knossos yakınlarındaki devasa Labirent’e kapatıldığı anlatılır.
Her yıl Atina’dan gençlerin Labirent’e gönderildiği ve Minotaur’a kurban edildiği anlatılır.
Sonunda Theseus Labirent’e girer.
Buradaki en ünlü ayrıntı:
Ariadne’nin ipi.
Theseus, Labirent’e girerken arkasında ip bırakır. Minotaur’u öldürdükten sonra ipi takip ederek dışarı çıkabilir.
3. Hydra — Kesilen başları çoğalan canavar
Lernaean Hydra, Herakles’in 12 görevinden birinde karşılaştığı çok başlı yılan benzeri yaratık.
En korkutucu özelliği:
Bir başını kestiğinde iki yeni baş çıkabiliyordu.
Herakles bu problemi güç kullanarak değil, yöntem değiştirerek çözer.
Bir baş kesildiğinde yaranın yeniden baş üretmesini engellemek için yara bölgesini ateşle dağlar.
Bu hikâyenin ilginç tarafı, canavarın fiziksel gücünden çok “problemi yanlış yöntemle çözmeye çalışırsan daha da büyütebilirsin” fikrini temsil etmesidir.
4. Sfenks — Bilmece soran yaratık
Sphinx, insan başına, aslan gövdesine ve bazı tasvirlerde kanatlara sahip bir yaratıktı.
Thebai yakınlarında insanlara bilmece sorduğu anlatılır.
En ünlü bilmecesi:
“Sabah dört ayak, öğlen iki ayak, akşam üç ayak üzerinde yürüyen nedir?”
Cevap:
İnsan.
Bebekken emekler → yetişkinken iki ayak üzerinde yürür → yaşlılığında baston kullanır.
Oedipus bilmecenin cevabını bulduğunda Sfenks’in yenildiği anlatılır.
5. Jörmungandr — Dünyayı çevreleyen yılan
İskandinav mitolojisinin en korkunç yaratıklarından biri.
Jörmungandr o kadar büyük bir yılan olarak anlatılır ki dünyayı çevreleyip kendi kuyruğunu ağzında tutar.
Thor onun en büyük düşmanlarından biridir.
Ragnarök sırasında Thor ile Jörmungandr’ın son kez karşılaşacağı anlatılır.
Thor yılanı öldürür.
Ama yılanın zehri nedeniyle Thor da kısa süre sonra ölür.
Yani hikâyede:
Kazanan bile hayatta kalamaz.
6. Fenrir — Tanrıları bile korkutan kurt
Fenrir sıradan bir kurt değildir.
Odin ve diğer tanrılar Fenrir’in gelecekte çok büyük bir tehdit oluşturacağını öğrenir.
Bu nedenle onu zincirlemeye çalışırlar.
Normal zincirler işe yaramaz.
Sonunda cüceler tarafından yapılan Gleipnir isimli sihirli bağ kullanılır.
Fenrir bu bağdan kurtulamayacağını anladığında tanrılara öfkelenir.
Ragnarök’te zincirlerinden kurtulur ve Odin’i öldürür.
7. Leviathan — Denizlerin dev canavarı
Leviathan, özellikle İbrani kutsal metinlerinde denizle bağlantılı devasa bir yaratık olarak karşımıza çıkar.
Onu yalnızca “büyük bir balık” olarak düşünmek doğru olmaz.
Bazı tasvirlerde:
- devasa,
- zırhlı,
- güçlü,
- ateş veya duman çıkarabilen
bir deniz canavarı olarak hayal edilmiştir.
Leviathan’ın önemli özelliği, insanın kontrol edemediği kaotik doğayı temsil etmesidir.
8. Zmey / Slav ejderhaları
Slav halk anlatılarında farklı isimlerle görülen ejderha benzeri yaratıklar vardır.
Batı Avrupa ejderhalarından farklı olarak bazı Slav anlatılarında ejderhalar sadece “mağarada altın bekleyen canavar” değildir.
Bazı hikâyelerde:
- insanlarla konuşabilir,
- büyü kullanabilir,
- gökyüzünde uçabilir,
- köyleri tehdit edebilir.
Yani ejderha fikrinin farklı kültürlerde ne kadar değişebildiğini gösterir.
9. Anzû — Mezopotamya’nın dev kuşu
Mezopotamya mitolojisindeki Anzû, devasa bir kuş yaratığıdır.
Bazı tasvirlerde aslan başına sahip dev bir kartal gibi görünür.
En önemli hikâyelerinden birinde tanrıların gücünü temsil eden Kader Tabletleri’ni ele geçirir.
Bu tabletler tanrısal düzen ve iktidarla ilişkilidir.
Dolayısıyla Anzû yalnızca fiziksel bir canavar değil:
“Evrenin düzenini ele geçirmeye çalışan güç”
fikrini temsil eder.
10. Apophis — Mısır’ın sonsuz kaosu
Apep veya Apophis, Mısır mitolojisindeki devasa kaos yılanıdır.
Her gece güneş tanrısı Ra’nın teknesine saldırdığına inanılır.
Ra’nın güneş teknesi yeraltı dünyasından geçerken Apophis onun yolunu kesmeye çalışır.
Her sabah güneşin yeniden doğması, kozmik düzenin kaosa karşı zaferi olarak düşünülürdü.
Bu yüzden Apophis’in asıl korkutucu tarafı büyüklüğü değil:
Dünyadaki düzenin tamamen yok olması tehdididir.
