Tarih kitaplarında büyük olaylar genellikle savaşlar, krallar, devrimler ve keşiflerle anlatılır.
Ama tarihin daha eğlenceli ve biraz da rahatsız edici bir tarafı var:
Bazen milyonlarca insanın geleceğini değiştiren olayların arkasında son derece kötü bir karar vardır.
Peki tarihte yanlış kararlarla değişen büyük olaylar hangileriydi?
Bazıları savaşların kaderini değiştirdi, bazıları imparatorlukların çöküşünü hızlandırdı, bazılarıysa dünyayı nükleer savaşın birkaç adım yakınına getirdi.
1. Titanik’in Buzdağı Uyarılarını Yeterince Ciddiye Almaması
Yıl: 1912
Titanik’in batışı tarihin en bilinen deniz felaketlerinden biri.
Ancak olay yalnızca:
“Gemi buzdağına çarptı.”
kadar basit değildi.
14 Nisan 1912 boyunca çevredeki gemilerden bölgede buz bulunduğuna ilişkin çeşitli mesajlar gelmişti.
Titanik buna rağmen yüksek hızla yoluna devam etti.
Gece saatlerinde gözcüler buzdağını fark ettiğinde artık manevra için çok az zaman kalmıştı.
Gemi buzdağına çarptı ve birkaç saat içerisinde battı.
1.500’den fazla insan hayatını kaybetti.
Asıl hata neydi?
Tek bir kişiyi veya kararı suçlamak tarihsel açıdan fazla basitleştirici olur.
Ancak yüksek hızın korunması, buz uyarılarının iletişimi, yetersiz filika kapasitesi ve dönemin güvenlik uygulamaları birleşerek felaketin boyutunu büyüttü.
Titanik’in hikâyesi bize önemli bir şey öğretti:
Bazen felakete yol açan tek bir dev hata yoktur.
Birbirinin üzerine eklenen küçük kararlar vardır.
2. Arşidük Franz Ferdinand’ın Şoförünün Yanlış Yola Girmesi
Yıl: 1914
Bu olay o kadar inanılmaz ki kurgu olsa senariste:
“Biraz fazla tesadüf olmuş.”
denebilirdi.
28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan tahtının varisi Arşidük Franz Ferdinand, Saraybosna’yı ziyaret ediyordu.
O gün kendisine yönelik ilk suikast girişimi başarısız oldu.
Atılan bomba Ferdinand’ın aracını kaçırdı.
Normal şartlarda insan:
“Bugün yeterince suikast girişimi yaşadık, eve dönelim.”
diye düşünebilir.
Fakat Ferdinand programına devam etti.
Daha sonra saldırıda yaralananları hastanede ziyaret etmek istedi.
Güzergâh değişmişti ancak şoförün yeni rota konusunda doğru biçimde bilgilendirilmemesi sonucu araç yanlış bir sokağa girdi.
Ve kaderin tarih yazarken biraz fazla dramatik davranmayı seçtiği an geldi.
Suikastçılardan Gavrilo Princip tam o bölgedeydi.
Princip yaklaşarak Franz Ferdinand ve eşi Sophie’yi vurdu.
İkisi de öldü.
Sonra ne oldu?
Suikast tek başına Birinci Dünya Savaşı’nın nedeni değildi.
Avrupa zaten:
Milliyetçilik, silahlanma, emperyal rekabet, ittifak sistemleri ve siyasi gerilimlerle doluydu.
Ancak suikast bu ortamı ateşleyen kıvılcım oldu Yaklaşık bir ay sonra Avrupa savaşa sürüklendi. Yanlış bir dönüş Birinci Dünya Savaşı’nı “tek başına başlatmadı”
Ama tarihin en kötü zamanlanmış navigasyon hatalarından biri olduğu konusunda güçlü bir aday.
3. Napolyon’un Rusya’yı İşgal Etme Kararı
Yıl: 1812
Napolyon devasa bir orduyla Rusya’ya girdi.
Fakat Rus kuvvetleri geri çekilirken Fransızların kullanabileceği kaynakları azaltan stratejiler uyguladı.
Napolyon Moskova’ya ulaştı.
Ama beklediği siyasi sonuç ortaya çıkmadı.
Şehir büyük ölçüde boşaltılmıştı ve büyük yangınlarla harap olmuştu.
Napolyon sonunda geri çekilmek zorunda kaldı.
Sonra:
Soğuk.
Açlık.
Hastalık.
Lojistik problemler.
Rus saldırıları.
Fransız ordusu korkunç kayıplar verdi.
Neden bu kadar büyük bir hataydı?
Napolyon’un ordusu yalnızca düşmanla savaşmıyordu.
Mesafeyle ve lojistikle de savaşıyordu.
Rusya’nın devasa coğrafyasında yüz binlerce askeri beslemek inanılmaz derecede zordu.
1812 seferi Napolyon’un askeri gücünü ciddi biçimde zayıflattı ve sonraki yenilgilerine giden yolu hızlandırdı.
Bazen haritaya bakıp:
“Oraya kadar gideriz.”
demek lojistik plan sayılmıyor.
4. Hitler’in Sovyetler Birliği’ni İşgal Etmesi
Yıl: 1941
Başlangıçta Alman orduları büyük ilerlemeler kaydetti.
Milyonlarca Sovyet askeri öldürüldü veya esir alındı.
Ancak Sovyetler Birliği çökmedi.
Alman ordusu giderek uzayan ikmal hatlarıyla karşılaştı.
Direniş güçlendi.
Kış geldi.
Sovyet sanayisi üretimini artırdı.
Ve savaş Almanya’nın kazanamayacağı büyüklükte bir yıpratma mücadelesine dönüştü.
Doğu Cephesi, Nazi Almanyası’nın askeri yenilgisinde belirleyici rol oynadı.
Hitler neden saldırdı?
Kararın arkasında yalnızca askeri hesaplar yoktu.
Nazi ideolojisi, Sovyet topraklarını ele geçirme hedefi ve Hitler’in Sovyet devletinin hızla çökeceğine dair beklentileri önemliydi.
Sonuçta Almanya aynı anda devasa cephelerde savaşmak zorunda kaldı.
Napolyon’un dosyasını açıp okumak belki faydalı olabilirdi.
İnsanlık tarihindeki en pahalı özelliklerden biri aşırı özgüven olabilir.
5. Pearl Harbor Saldırısı: Japonya’nın ABD’yi Savaşa Sokması
Yıl: 1941
ABD ertesi gün Japonya’ya savaş ilan etti.
Birkaç gün içerisinde Nazi Almanyası da ABD’ye savaş ilan etti.
Böylece dünyanın en büyük endüstriyel güçlerinden biri savaşa tamamen dahil oldu.
Japonya neden saldırdı?
Japon liderliği ABD’nin uyguladığı ekonomik baskı ve petrol ambargosu karşısında Güneydoğu Asya’daki kaynaklara erişimi güvence altına almak istiyordu.
Pearl Harbor saldırısının ABD’ye Pasifik’te ağır darbe vuracağı ve Japonya’ya zaman kazandıracağı düşünülüyordu.
Taktik olarak saldırı başarılıydı.
Stratejik olarak?
ABD kamuoyunu Japonya’ya karşı birleştirdi.
Bazen bir savaştaki en başarılı saldırınız, savaşın tamamındaki en kötü kararınız olabilir.
6. Çernobil’deki Güvenlik Testinin Felakete Dönüşmesi
Yıl: 1986
Test sırasında reaktör son derece kararsız koşullara getirildi.
Bazı güvenlik sistemleri devre dışı bırakılmıştı.
Operatör kararları ile RBMK reaktör tasarımındaki ciddi kusurlar birleşti.
Reaktörün gücü hızla yükseldi.
Patlamalar meydana geldi.
Radyoaktif maddeler atmosfere yayıldı.
Çernobil yalnızca “operatör hatası” mıydı?
Hayır.
Bugün kazayı yalnızca birkaç çalışanın yanlış kararlarına bağlamak doğru kabul edilmiyor.
Reaktör tasarımındaki kusurlar, yetersiz güvenlik kültürü, prosedür sorunları ve Sovyet sistemindeki bilgi gizliliği felaketin oluşmasında önemli rol oynadı.
Çernobil’in en önemli dersi bu nedenle şu olabilir:
Büyük felaketler çoğu zaman tek bir kötü karardan değil, kötü kararların alınmasına izin veren kötü sistemlerden doğar.
7. Challenger Faciası: Mühendislerin Uyarıları Neden Dinlenmedi?
Yıl: 1986
28 Ocak 1986’da uzay mekiği Challenger fırlatıldı.
73 saniye sonra parçalandı.
Yedi astronot hayatını kaybetti.
Facianın merkezinde katı yakıt roket güçlendiricilerindeki O-ring contaları bulunuyordu.
Soğuk hava bu parçaların düzgün çalışması konusunda ciddi endişeler yaratmıştı.
Fırlatma öncesinde mühendisler düşük sıcaklığın risk oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Buna rağmen fırlatma gerçekleşti.
Sonrasında yapılan Rogers Komisyonu incelemesi yalnızca teknik problemi değil, NASA’nın karar alma ve iletişim kültüründeki sorunları da ortaya koydu.
Bu nedenle Challenger, yönetim ve mühendislik derslerinde hâlâ anlatılan en güçlü örneklerden biri.
Çünkü bazen cevap bilinmiyor değildir.
Cevabı söyleyen insanlar dinlenmiyordur.
8. Bay of Pigs: ABD’nin Küba’daki Büyük Hesap Hatası
Yıl: 1961
1961 yılında ABD destekli Kübalı sürgünlerden oluşan bir güç Küba’daki Domuzlar Körfezi’ne çıkarma yaptı.
Amaç Fidel Castro hükümetini devirmekti.
Plan beklendiği gibi gitmedi.
Hatta beklentinin oldukça uzağında kaldı.
Çıkarma kuvvetleri kısa sürede yenildi.
Operasyon ABD için ciddi siyasi utanca dönüştü.
Yanlış hesap neydi?
Planlamacılar Küba halkının Castro’ya karşı ayaklanabileceğini ve çıkarma kuvvetlerinin daha fazla destek göreceğini umuyordu.
Bu gerçekleşmedi.
ABD Başkanı John F. Kennedy de operasyonun açık Amerikan askeri müdahalesine dönüşmesini istemedi.
Sonuç:
Yetersiz destekle yürütülen başarısız bir işgal.
Operasyon Castro’nun konumunu güçlendirdi ve Küba’nın Sovyetler Birliği’yle ilişkilerini daha da yakınlaştırdı.
Bir yıl sonra dünya Küba Füze Krizi ile karşılaşacaktı.
Kötü kararların bazen devam filmi de oluyor.
9. Küba Füze Krizi’nde Dünyayı Kurtaran “Emre Uymama” Kararı
Yıl: 1962
Bu kez listede tersine bir örnek var.
Çünkü bazen tarihi değiştiren şey yanlış karar vermek değil:
Yanlış olabilecek bir kararı vermeyi reddetmektir.
27 Ekim 1962’de Küba Füze Krizi sırasında Sovyet denizaltısı B-59, Amerikan savaş gemilerinin kullandığı eğitim amaçlı derinlik bombalarının hedefi oldu.
Denizaltının Moskova ile iletişimi kesilmişti.
Mürettebat yüzeyde neler olduğunu bilmiyordu.
Savaş başlamış olabileceğini düşündüler.
Ve denizaltıda nükleer torpido vardı.
Komutan Valentin Savitsky nükleer silahın kullanılmasını değerlendirdi.
Fakat üst düzey subay Vasili Arkhipov buna karşı çıktı.
Sonunda torpido ateşlenmedi.
Arkhipov dünyayı kurtardı mı?
“Tek başına dünyayı kurtardı” ifadesi biraz dramatik olabilir.
Fakat nükleer torpidonun ateşlenmesi krizi son derece tehlikeli biçimde tırmandırabilirdi.
Bu olay karar vermemenin de bazen tarihin en önemli kararlarından biri olabileceğini gösteriyor.
Dünya tarihinin bir bölümünün:
“Bir kişi hayır dedi.”
cümlesine bağlı olması pek rahatlatıcı değil.
10. Stanislav Petrov: Bilgisayara Körü Körüne Güvenmeyen Adam
Yıl: 1983
26 Eylül 1983 gecesi Sovyet erken uyarı sistemleri korkunç bir şey gösterdi.
ABD’den Sovyetler Birliği’ne doğru bir nükleer füze fırlatılmıştı.
Sonra başka füzeler göründü.
Görev başındaki subay:
Stanislav Petrov.
Prosedür gereği alarmın üst makamlara bildirilmesi gerekiyordu.
Fakat Petrov şüphelendi.
Neden ABD yalnızca birkaç füze fırlatsın?
Gerçek bir nükleer saldırının çok daha büyük olması beklenmez miydi?
Petrov alarmın yanlış olabileceğine karar verdi.
Haklıydı.
Sistem güneş ışığının bulutlardan yansımasını füze fırlatılması olarak yanlış yorumlamıştı.
Petrov’un kararı otomatik olarak bir nükleer karşı saldırıyı “tek başına engelledi” demek fazla basitleştirici olur.
Fakat olay Soğuk Savaş sırasında yanlış bilgiye dayanarak alınabilecek kararların ne kadar tehlikeli olduğunu gösteren olağanüstü bir örnek.
Bilgisayar:
“Nükleer saldırı var.”
dedi.
İnsan:
“Bir dakika, bu mantıklı değil.”
dedi.
Nadiren de olsa “kapatıp tekrar açmayı denedin mi?” seviyesinin çok üzerinde bir teknoloji şüpheciliği işe yarıyor.
Tarihi Bazen Kazananlar Değil, Yanlış Karar Verenler Yazıyor
Tarihte yanlış kararlarla değişen büyük olaylar, geçmişin kaçınılmaz olmadığını gösteriyor.
Titanik’te farklı kararlar alınabilirdi.
Franz Ferdinand’ın konvoyu farklı bir rota izleyebilirdi.
Napolyon Moskova’ya ilerlemeyebilirdi.
Hitler Sovyetler Birliği’ne saldırmayabilirdi.
Challenger’ın fırlatılması ertelenebilirdi.
Petrov alarm sistemine inanabilirdi.
Arkhipov nükleer torpidoya onay verebilirdi.
Bunların bazıları gerçekleşseydi tarih tamamen farklı görünebilirdi.
Ama belki de bu hikâyelerin en önemli tarafı geçmiş hakkında değil.
Bugün verdiğimiz kararlar hakkında.
Çünkü tarih kitaplarında gördüğümüz insanların hiçbiri:
“Bugün tarihi değiştirecek korkunç bir hata yapacağım.”
diye uyanmadı.
Onlar sadece o anda mantıklı olduğunu düşündükleri kararı verdiler.
Sonucun ne olduğunu biz biliyoruz.
Onlar bilmiyordu.
Ve biraz rahatsız edici kısmı şu:
Biz de şu anda hangi kararlarımızın gelecekte tarih kitaplarında saçma görüneceğini bilmiyoruz.
Son Bir Soru: Tarihten Tek Bir Kararı Değiştirebilseydin Hangisini Seçerdin?
Önünde zamanda yalnızca bir kez kullanabileceğin bir düğme olduğunu düşün. Şunlardan yalnızca birini değiştirebilirsin:
A) Franz Ferdinand’ın otomobilinin yanlış sokağa girmesini engellemek
B) Napolyon’u Rusya seferinden vazgeçirmek
C) Hitler’in Sovyetler Birliği’ni işgal etmesini engellemek
D) Pearl Harbor saldırısını durdurmak
Ama bir kural var: Değiştirdiğin olaydan sonra tarihin nasıl gelişeceğini göremeyeceksin.
Belki milyonlarca insanı kurtaracaksın.
Belki de engellediğin olayın yerine daha kötü bir şey gelecek.
Hâlâ düğmeye basar mıydın?
İşte tarihle oynamanın sinir bozucu tarafı:
Geçmişi biliyoruz. Alternatif geçmişin kullanım kılavuzu yok.