İnsanların Fark Etmeden Yaptığı En Garip 12 Psikolojik Hata
İnsan beyni hızlı karar vermek konusunda olağanüstü.
Ama hızlı olmak her zaman doğru olmak anlamına gelmiyor.
Peki insanların fark etmeden yaptığı psikolojik hatalar neler?
İşte günlük hayatta sandığımızdan çok daha sık karşımıza çıkan, beynimizin bize oynadığı en ilginç oyunlardan bazıları.
1. Bir Şeye Para Verdik Diye Onu Bırakamamak

Bir diziye başladınız.
İlk üç bölüm kötü.
Beşinci bölüm de kötü.
Ama sekiz bölüm izlediniz.
Şimdi bırakmak istemiyorsunuz.
Çünkü:
“Bu kadar izledim, bari bitireyim.”
Aynı şey ilişkilerde, yatırımlarda, projelerde ve hatta restoran seçimlerinde bile görülebilir.
Buna batık maliyet yanılgısı denir.
Geçmişte harcadığımız zaman, para veya emeğin geri gelmeyeceğini bildiğimiz halde, sırf boşa gitmiş gibi hissetmemek için kötü bir kararı sürdürürüz.
Mantıklı soru şudur:
“Bundan sonra devam etmek bana fayda sağlayacak mı?”
Ama beynimiz şunu sorar:
“Bu kadar emek verdim, şimdi bırakırsam aptal gibi görünmez miyim?”
Beyin muhasebe yaparken gururu da gider kalemine ekliyor.
2. Bir Şeyi Çok Duyunca Doğru Sanmak

Bir bilgi yanlış olabilir.
Ama onu tekrar tekrar duyarsanız daha tanıdık hale gelir.
Ve tanıdık olan şey bazen daha doğruymuş gibi hissedebilir.
Bu olgu doğruluk yanılsaması ile ilişkilidir.
Örneğin bir sosyal medya gönderisinde aynı iddiayı defalarca görürseniz:
“Demek ki bunda bir şey var.”
diye düşünmeye başlayabilirsiniz.
Oysa tekrar, kanıt değildir.
Sadece tekrar.
İnternet bunun üzerine küçük bir imparatorluk kurmuş durumda.
3. Herkes Yapıyorsa Doğru Olduğunu Düşünmek

Bir restoranın önünde uzun kuyruk var.
Ne düşünürüz?
“Demek ki iyi.”
Bir ürün binlerce kişi tarafından satın alınmış.
“Demek ki kaliteli.”
Bir fikir sosyal medyada çok popüler.
“Demek ki doğru.”
Bu eğilim sosyal kanıt ve sürü davranışıyla ilişkilidir.
İnsanlar belirsiz durumlarda başkalarının davranışlarını ipucu olarak kullanır.
Bu bazen işe yarar.
Ama kalabalık her zaman haklı değildir.
Bazen herkes sadece birbirine bakarak aynı şeyi yapıyordur.
Tarihin en büyük grup projelerinden biri.
4. İlk Duyduğumuz Sayıya Fazla Takılmak

Bir ürünün önce 10.000 TL olduğunu görüyorsunuz.
Sonra fiyatı:
6.000 TL
oluyor.
Bir anda ucuz geliyor.
Ama ürünün gerçek değerini hiç bilmiyorsunuz.
Sadece 10.000 sayısı zihninize ilk referans noktası olarak yerleşti.
Buna çapa etkisi denir.
İlk gördüğümüz sayı veya bilgi, sonraki kararlarımızı beklediğimizden fazla etkileyebilir.
Maaş pazarlığında ilk söylenen rakam.
İndirimli fiyat etiketi.
Ev satışındaki ilk teklif.
Beyin bazen ilk rakamı masaya çakar.
Sonra bütün hesabı onun etrafında yapar.
5. Kendi Fikrimizi Destekleyen Bilgileri Daha Çok Sevmek

Bir konuda güçlü bir fikriniz var.
Araştırma yapmaya başlıyorsunuz.
Ama gerçekten araştırıyor musunuz?
Yoksa yalnızca:
“Benim haklı olduğumu gösteren kaynak nerede?”
diye mi bakıyorsunuz?
Buna doğrulama yanlılığı denir.
İnsanlar mevcut inançlarını destekleyen bilgileri daha kolay fark edebilir, hatırlayabilir veya daha ikna edici bulabilir.
Karşıt bilgiler ise daha sert eleştirilir.
Bu yüzden iki insan internette saatlerce araştırma yapıp sonunda ikisi de:
“Gördün mü, ben haklıymışım.”
diyebilir.
İnternet bazen bilgi kaynağından çok kişisel avukat ofisi gibi çalışıyor.
6. Kötü Olayları İyi Olanlardan Daha Çok Hatırlamak

Bir gün boyunca:
10 güzel şey oldu.
1 kötü şey oldu.
Gece yatarken hangisini düşünüyorsunuz?
Muhtemelen kötü olanı.
İnsan zihni olumsuz olaylara daha fazla dikkat verebilir.
Buna olumsuzluk yanlılığı denir.
Evrimsel açıdan tehditleri fark etmek hayatta kalmak için önemli olabilir.
Ama modern hayatta bu sistem bazen işleri biraz abartıyor.
Dokuz kişi size:
“Harika görünüyorsun.”
diyor.
Bir kişi:
“Saçın biraz garip olmuş.”
diyor.
Akşam beyniniz:
“Saç konusunu konuşmamız gerekiyor.”
diye toplantı açıyor.
7. Bir İnsan Güzel Görünüyor Diye Onu Daha Zeki Sanmak

Bir kişinin tek bir olumlu özelliği, onun diğer özelliklerini de daha olumlu değerlendirmemize neden olabilir.
Buna halo etkisi denir.
Örneğin çekici, karizmatik veya iyi konuşan birini farkında olmadan daha zeki, güvenilir veya başarılı olarak değerlendirebiliriz.
Tersi de olabilir.
Bir kişinin tek bir özelliğini sevmediğimizde bütün karakterine olumsuz anlam yükleyebiliriz.
Yani beynimiz bazen kişilik analizi yapmıyor.
Bir özelliği alıp:
“Tamam, gerisini ben doldururum.”
diyor.
8. Başarıyı Kendimize, Başarısızlığı Dış Etkenlere Bağlamak

Sınavdan yüksek not aldınız:
“Çalıştım, zekiyim.”
Düşük not aldınız:
“Sorular çok saçmaydı.”
İşiniz başarılı oldu:
“Stratejim mükemmeldi.”
Başarısız oldu:
“Piyasa kötüydü.”
Bu eğilim kendine hizmet eden yanlılık olarak bilinir.
Başarılarımızı içsel özelliklerimize, başarısızlıklarımızı ise dış faktörlere bağlama eğilimimiz olabilir.
Bu, benlik saygısını korumaya yardımcı olabilir.
Ama fazla ileri giderse insanın hatalarından öğrenmesini zorlaştırır.
Beyin sonuç kötü olunca aniden basın sözcüsüne dönüşüyor.
9. Bir Olay Olduktan Sonra “Ben Zaten Biliyordum” Demek

Maç bitti.
“Ben zaten bu takımın kazanacağını biliyordum.”
Bir şirket battı.
“Zaten belliydi.”
Bir ilişki bitti.
“Ben en başından anlamıştım.”
Gerçekten mi?
Buna sonradan görme yanılgısı denir.
Bir olay gerçekleştikten sonra sonucu sanki önceden tahmin etmek çok kolaymış gibi algılayabiliriz.
Çünkü artık cevabı biliyoruz.
Beyin geçmişteki belirsizliği azaltıp hikâyeyi daha düzenli hale getiriyor.
Sonra kendi tahmin yeteneğimize gereğinden fazla güveniyoruz.
Geçmişi bilmek, geleceği tahmin etmekle aynı şey değil.
Ne yazık ki spor yorumculuğunun büyük bölümü bu bilgiye direniyor.
10. Çok Bilmediğimiz Konularda Fazla Özgüvenli Olmak

Bazen bir konu hakkında az bilgi sahibi olduğumuzda ne kadar çok bilmediğimizi de fark etmeyebiliriz.
Bu yüzden kendimizi olduğumuzdan daha yetkin değerlendirebiliriz.
Bu durum sıklıkla Dunning-Kruger etkisi ile ilişkilendirilir.
Ama bunu:
“Cahil insanlar kendilerini dahi sanır.”
diye basitleştirmek doğru olmaz.
Asıl fikir şu:
Bir konuda performansı değerlendirmek için gereken bilgi, bazen o konuda iyi performans göstermek için gereken bilgiyle örtüşebilir.
Yani hata yaptığınızı anlamak için bile biraz bilgi gerekebilir.
Bir YouTube videosu izleyip:
“Bu ekonomi işi aslında çok basit.”
demek bu yüzden riskli.
Uzmanlar yıllardır uğraşıyor olabilir.
Ama siz 14 dakikada sistemi çözmüş de olabilirsiniz tabii. İnsanlığa umut lazım.
11. Kendi Davranışımızı Durumla, Başkasınınkini Karakterle Açıklamak

Trafikte birisi sizi sıkıştırdı.
“Ne kadar saygısız biri.”
Siz birini sıkıştırdınız.
“Geç kalmıştım.”
Başka biri toplantıya geç geldi.
“Disiplinsiz.”
Siz geç kaldınız.
“Trafik vardı.”
Bu eğilim temel yükleme hatası ile ilişkilidir.
Başkalarının davranışlarını karakterlerine bağlarken, kendi davranışlarımızı içinde bulunduğumuz koşullarla açıklamaya daha yatkın olabiliriz.
Belki de karşınızdaki insan da kötü biri değildir.
Belki onun da berbat bir günü vardır.
Beyin başkaları için karakter analizi, kendimiz için mazeret dosyası hazırlıyor.
12. Bir Şey Nadir Olduğu İçin Daha Değerli Sanmak

“Son 2 ürün.”
“Sınırlı üretim.”
“Yalnızca bugün.”
“100 kişiye özel.”
Bir şeyin az bulunması ona gerçekten değer katabilir.
Ama bazen sadece kıtlık hissi bizi daha fazla istemeye iter.
Buna kıtlık etkisiyle ilişkili karar hataları diyebiliriz.
Bir ürün dün hiç ilginizi çekmiyordu.
Bugün:
“Son bir tane kaldı.”
yazısını gördünüz.
Bir anda hayatınızda eksik olan tek şey o ürün olmuş gibi hissedebilirsiniz.
Pazarlama departmanları insan psikolojisini yıllardır büyük bir sevgiyle izliyor.
Bizim iyiliğimiz için değil tabii.
13. Bir Şeyi Kaybetmekten, Aynı Şeyi Kazanmaktan Daha Fazla Etkilenmek

Size 1.000 TL verilse mutlu olursunuz.
Ama cebinizden 1.000 TL kaybetseniz oluşan kötü his çoğu zaman daha güçlü olabilir.
Bu durum kayıptan kaçınma ile ilişkilidir.
İnsanlar kayıpları, eşit büyüklükteki kazançlardan daha yoğun değerlendirebilir.
Bu yüzden kötü bir yatırımı satmak istemeyebiliriz.
Çünkü satış:
“Zarar kesinleşti.”
hissi yaratır.
Beklersek belki düzelir.
Belki.
Ya da zarar büyür.
Beyin finans danışmanı olarak zaman zaman biraz duygusal.
14. Çok Seçenek Olunca Daha Mutlu Olacağımızı Sanmak

Bir restoranda 3 yemek var.
Seçmek kolay.
Başka restoranda 87 seçenek var.
Başlangıçta:
“Harika!”
Sonra:
“Acaba diğerini mi seçmeliydim?”
Çok fazla seçenek karar vermeyi zorlaştırabilir ve karar sonrası memnuniyeti azaltabilir.
Bu durum seçim paradoksu tartışmalarıyla ilişkilidir.
Daha fazla seçenek her zaman daha fazla mutluluk anlamına gelmez.
Bazen sadece daha fazla:
“Yanlış mı seçtim?”
demektir.
Online alışverişte 2 saat ayakkabı karşılaştırıp sonunda hiçbir şey almamanız insan özgürlüğünün zirvesi olmayabilir.
15. Başımıza Gelen Şeylerin Herkes Tarafından Fark Edildiğini Sanmak

Toplantıda yanlış kelime kullandınız.
Yüzünüz kızardı.
Şimdi herkesin bunu düşündüğünü sanıyorsunuz.
Gerçekte çoğu insan muhtemelen kendi söylediklerini düşünüyor.
Bu eğilim spotlight effect, yani spot ışığı etkisi olarak bilinir.
İnsanlar görünüşlerinin, hatalarının veya davranışlarının başkaları tarafından ne kadar fark edildiğini abartabilir.
Çünkü kendi hayatımızın merkezindeyiz.
Doğal olarak diğer insanların da bizimle aynı derecede ilgilendiğini düşünüyoruz.
Kötü haber:
Çoğu insan sizinle düşündüğünüz kadar ilgilenmiyor.
İyi haber:
Çoğu insan sizinle düşündüğünüz kadar ilgilenmiyor.
Beynimiz Bizi Kandırmıyor, İşleri Fazla Hızlı Çözmeye Çalışıyor

İnsanların fark etmeden yaptığı psikolojik hatalar, günlük kararlarımızın düşündüğümüz kadar tarafsız olmadığını gösteriyor.
Bir ürünü sırf indirimde diye alabiliyoruz.
Bir fikri çok duyduğumuz için doğru sanabiliyoruz.
Geçmişte zaman harcadığımız için kötü bir seçimi sürdürebiliyoruz.
Başkasının davranışını karakteriyle, kendi davranışımızı koşullarla açıklayabiliyoruz.
Ve bütün bunları yaparken kendimizi mantıklı hissediyoruz.
Belki de insan zihninin en büyük yanılgısı:
“Ben objektif düşünüyorum.”
cümlesidir.
Gerçekte hepimizin zihninde filtreler var.
Fark şu:
Bazılarının varlığını fark ediyoruz.
Bazılarını ise hâlâ gerçeklik sanıyoruz.
Son Bir Soru: Sen Hangisini Daha Çok Yapıyorsun?

Aşağıdakilerden hangisi sana daha tanıdık geliyor?
A) “Bu kadar para verdim, artık kullanmak zorundayım.”
B) “Herkes böyle düşünüyorsa bir nedeni vardır.”
C) “Ben zaten bunun olacağını biliyordum.”
D) “O kişi kesin böyledir, davranışından belli.”
E) “Son bir tane kaldıysa hemen almalıyım.”
Hiçbiri diyorsan listeye yeni bir madde eklememiz gerekebilir:
“Kendi psikolojik hatalarını olduğundan az görme yanılgısı.”


