Bir İnsan Gerçekten Kendinden Kaçabilir mi?
İnsan bazen bulunduğu yerden, insanlardan, geçmişinden hatta kendisini tanımlayan her şeyden uzaklaşmak ister. Yeni bir şehir, yeni insanlar, yeni alışkanlıklar… Sanki hayatındaki her şeyi değiştirirse içindeki ağırlık da geride kalacakmış gibi düşünür.
Peki gerçekten insan kendinden kaçabilir mi?
Belki de hayatımız boyunca kaçmaya çalıştığımız şey, aslında kendimiz değil; kendimizle yüzleşmekten korktuğumuz taraflarımızdır.
Kaçmak neden bu kadar kolay gelir?
Kendimizle yüzleşmek cesaret ister. Çünkü insanın en zor gördüğü şey çoğu zaman aynadır. Başkalarının hatalarını anlamak kolaydır; kendi hatalarımızı kabul etmek ise çok daha zordur.
Bazen bir hatıradan kaçmak için geçmişi hiç düşünmemeye çalışırız. Bazen bir insanı unutmak için onunla ilgili her şeyi hayatımızdan çıkarırız. Bazen de kendimizi değiştirdiğimizi düşünerek eski halimizden uzaklaşmaya çalışırız.
Fakat düşüncelerimizi susturmak, onların tamamen ortadan kaybolduğu anlamına gelmez.
Sessizlikte yeniden ortaya çıkabilirler.

İnsan nereye giderse gitsin kendisini de götürür
Bir insan başka bir şehre taşınabilir. Çevresini değiştirebilir. Yeni bir hayata başlayabilir. Hatta geçmişteki kişiliğinden tamamen farklı biri olmaya çalışabilir.
Ama bütün bunların yanında kendisini de yanında taşır.
Çünkü insanın geçmişi bir bavul gibi elinde taşıdığı bir eşya değildir. Hatıralarımız, korkularımız, seçimlerimiz, pişmanlıklarımız ve umutlarımız bizi oluşturan parçaların arasındadır.
Bu yüzden bazen kaçtığımız yerde bile kendimizi buluruz.
Aynı korku farklı bir ortamda karşımıza çıkar. Aynı hata başka bir insanla tekrar edilir. Çözüldüğünü sandığımız bir mesele, hiç beklemediğimiz bir anda yeniden kapımızı çalar.
Belki de hayatın bize anlatmaya çalıştığı şey şudur:
Kaçtığın şey senden daha hızlı koşmuyor; sadece sen durup ona bakmıyorsun.

Peki kendimizden kaçmak yerine ne yapabiliriz?
Belki çözüm kaçmak değil, kendimizi anlamaya çalışmaktır.
Geçmişte yaptığımız bir hata, bizi sonsuza kadar o hatadan ibaret bir insan yapmaz. Yaşadığımız kötü bir deneyim, geleceğimizin mutlaka aynı şekilde devam edeceği anlamına gelmez.
Kendimizle yüzleşmek, kendimizi suçlamak demek değildir.
Tam tersine, insan bazen kendisine karşı daha anlayışlı olmayı öğrendiğinde geçmişiyle barışmaya başlayabilir.
“Bunu neden yaptım?”
“Bundan ne öğrendim?”
“Bugün olsa yine aynı şeyi yapar mıydım?”
gibi sorular, kaçmak yerine kendimizi tanımamıza yardımcı olabilir.

Belki de asıl mesele kaçmamak değil, değişebilmek
İnsan kendinden tamamen kaçamaz. Fakat kendisini değiştirebilir, geliştirebilir ve geçmişinin üzerine yeni bir hikâye yazabilir.
Dün olduğumuz kişiyle bugün olduğumuz kişi aynı olmak zorunda değildir.
Bazen büyümek, geçmişimizi silmek değil; onunla birlikte yaşamayı öğrenmektir.
Çünkü insanın kendisiyle kurduğu ilişki, hayatındaki en uzun ilişkidir. Her sabah uyandığında yanında olan, her kararında seni izleyen ve bütün hayatın boyunca taşıdığın kişi yine sensindir.
Belki de bu yüzden insanın kendinden kaçmaya çalışması yerine kendisine doğru yürümeyi öğrenmesi gerekir.
Çünkü sonunda vardığımız yer ne kadar uzak olursa olsun, kendimizden kaçıyorsak aslında hiçbir yere gitmiş sayılmayız.
Belki insan kendinden kaçamaz. Ama kendisine yabancı kaldığı yerden geri dönebilir.


