Eğer Kimse Bizi Yargılamasaydı Hayatımızda Neyi Değitirirdik
Çoğu insan hayatındaki birçok kararı tamamen özgürce verdiğini düşünür; ama sosyal psikoloji bize şunu gösteriyor: İnsan davranışının çok büyük bir kısmı başkalarının tepkilerini hesaba katar. Bazen bunu bilinçli yaparız, bazen fark etmeyiz bile.
1. Görünüşümüz
Birçok insan:
- istediği gibi giyinmez,
- saçını istediği renge boyamaz,
- kilo, boy, yaş görünümü konusunda sürekli kendini denetler.
Yargılanma korkusu ortadan kalksaydı, insanlar büyük ihtimalle daha rahat, daha konforlu ve daha kişisel görünmeyi seçerdi.

2. Meslek Seçimlerimiz
Kaç kişi gerçekten çocukken hayal ettiği işi yapıyor?
- Ressam olmak isteyen mühendis,
- öğretmen olmak isteyen avukat,
- müzikle uğraşmak isteyen ama “garanti meslek” seçen insanlar çok fazla.
Buradaki baskı sadece aileden değil; toplumun başarı tanımından gelir.

3. Duygularımızı İfade Etme Biçimimiz
Birçok insan:
- daha fazla ağlamak,
- daha çok sarılmak,
- özlediğini söylemek,
- “kırıldım” demek,
- “seni seviyorum” demek ister ama bunu zayıflık sanılacağı için yapmaz.
Belki de en büyük değişim, duygusal dürüstlükte olurdu.

4. Sosyal Hayatımız
İnsanlar çoğu zaman gerçekten istemedikleri halde:
- bazı arkadaşlıkları sürdürür,
- akraba ilişkilerini belli bir kalıpta tutar,
- davetlere gider,
- belirli ortamlarda bulunur.
Yargılanma korkusu olmasaydı, sosyal çevreler muhtemelen daha küçük ama daha samimi olurdu.

5. Başarı Anlayışımız
Toplum genellikle başarıyı:
- yüksek maaş,
- statü,
- ev,
- araba,
- unvan
üzerinden ölçer.

Ama kimse yargılamasa bazı insanlar şunları seçebilirdi:
- daha az çalışmak,
- küçük bir şehirde yaşamak,
- bahçeyle uğraşmak,
- çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmek,
- daha yavaş bir hayat sürmek.

Ama İlginç Olan Şu: Yargılayan Sadece Başkaları Değildir
Bir süre sonra toplumun sesi iç sesimize dönüşür.
Örneğin kimse sana “başarısızsın” demese bile, sen kendi kendine bunu söyleyebilirsin. Çünkü yıllarca duyduğun ölçütler zihnine yerleşmiştir.
Psikolojide buna bazen içselleştirilmiş yargı denir.
Yani tamamen özgür olabilmek için sadece:
- insanların susması yetmez,
- kendi içimizdeki seyircinin de susması gerekir.



