Tarihin en ürkütücü 10 deneyi: Hikâyeleri ve bilinmeyen yönleri
1. Unit 731 — İnsanlar üzerinde yapılan savaş deneyleri (1930’lar–1945)
Japon İmparatorluk Ordusu’nun işgal altındaki Çin’de yürüttüğü bu gizli program, tarihin en korkunç insanlık suçlarından biriydi.
-
Esirler ve siviller üzerinde zorla deneyler yapıldı.
-
Biyolojik savaş yöntemleri araştırıldı.
-
İnsanlar tıbbi deneylerde araç olarak kullanıldı.
Neden ürkütücü? Bilimsel araştırma, savaş suçu işlemek ve insanlara ağır zarar vermek için kullanıldı.
2. Nazi Almanyası’nın toplama kamplarındaki deneyleri (1939–1945)
Nazi rejimi döneminde toplama kamplarındaki mahkûmlar, rızaları olmadan çeşitli tıbbi deneylere maruz bırakıldı. Bazı deneyler aşırı soğuk, hastalıklar ve hayatta kalma koşulları üzerineydi.
-
İnsanların temel hakları tamamen hiçe sayıldı.
-
Çok sayıda insan ağır zarar gördü veya hayatını kaybetti.
-
Bu suçlar, savaş sonrasında tıp etiğinin yeniden şekillenmesinde etkili oldu.
Neden ürkütücü? İnsanlar, kendi istekleri dışında ve çoğu zaman ölümcül risklerle karşı karşıya bırakıldı.
3. Tuskegee Frengi Araştırması (1932–1972)
ABD’de yürütülen bu araştırmada, frengi hastası olan siyah erkekler yıllarca takip edildi. Araştırmacılar katılımcılardan geçerli bilgilendirilmiş onam almadı.
1940’lı yıllarda penisilinin frengi için etkili bir tedavi olduğu anlaşılmıştı. Buna rağmen araştırmacılar, hastalığın doğal seyrini gözlemlemeye devam etti ve katılımcıların uygun tedaviye ulaşmasını sağlamadı.
Araştırma yıllarca sürdü. Bazı katılımcılar hastalığın komplikasyonlarını yaşadı; aile üyeleri de hastalığın bulaşması nedeniyle zarar gördü.
Neden ürkütücü? İnsanların sağlığı, tedavi edilebilecek bir hastalığın seyrini gözlemlemek uğruna ikinci plana atıldı.
4. MKUltra — Zihin kontrolü araştırmaları (1953–1973)
MKUltra, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı CIA tarafından yürütülen gizli bir araştırma programıydı. Soğuk Savaş döneminde, sorgulama sırasında insanların davranışlarını etkileyebilecek veya zihinsel dirençlerini değiştirebilecek yöntemler araştırılıyordu.
Araştırmacılar neyi öğrenmeye çalışıyordu?
CIA, uyuşturucu maddelerin, hipnozun ve psikolojik yöntemlerin hafıza, davranış ve sorgulama üzerindeki etkilerini anlamak istiyordu. Bu araştırmaların arkasında, rakip devletlerin benzer yöntemler kullanabileceğine ilişkin kaygılar da vardı.
Neden ürkütücü? İnsan zihninin kontrol edilip edilemeyeceğini araştırmak uğruna kişilerin hakları ihlal edildi.
5. Küçük Albert Deneyi (1920)
Psikolog John B. Watson ve Rosalie Rayner, bir bebeğin korku öğrenip öğrenemeyeceğini araştırdı. Bebek, başlangıçta korkmadığı tüylü bir hayvanla yüksek sesin eşleştirilmesi sonucunda korku tepkisi göstermeye başladı.
Neden ürkütücü? Bir bebeğe bilerek korku kazandırılmaya çalışıldı. Ayrıca korkunun sonradan tamamen giderilip giderilmediği de belirsiz kaldı.
6. Stanford Hapishane Deneyi (1971)
Psikolog Philip Zimbardo’nun yürüttüğü bu araştırma, insanların kendilerine verilen sosyal rollere ne ölçüde uyum sağladığını incelemeyi amaçlıyordu.
Deney nasıl düzenlendi?
Üniversite öğrencileri, sahte bir hapishanede gardiyan ve mahkûm rollerine ayrıldı. Deneyin iki hafta sürmesi planlanmıştı ancak katılımcıların yaşadığı sıkıntılar ve kötü muamele nedeniyle altıncı günde sonlandırıldı.
Neden ürkütücü? Sıradan insanların, belirli roller ve koşullar altında birbirlerine nasıl davranabilecekleri araştırıldı. Bununla birlikte deneyin yöntemleri ve bilimsel sonuçları daha sonra ciddi biçimde eleştirildi.
7. Milgram İtaat Deneyi (1961–1963)
Sonuçlar ne gösterdi?
Milgram’ın 1963’te yayımladığı ilk deney raporunda, 40 katılımcının 26’sının deneydeki en yüksek şok düzeyine kadar ilerlediği bildirildi.
Bu sonuç, otoriteye itaatin insan davranışında ne kadar güçlü olabileceğine ilişkin büyük bir tartışma başlattı. Fakat sonuçlar her koşulda herkesin itaat edeceği anlamına gelmiyor. İtaat oranları, deneyin sunuluş biçimine ve koşullarına göre değişiyordu.
Neden ürkütücü? Bazı katılımcılar, karşılarındaki kişinin acı çektiğini düşündükleri hâlde araştırmacının talimatlarını izlemeyi sürdürdü. Deney, otoriteye itaatin sınırları üzerine büyük tartışmalar yarattı.
8. Monster Study — Yetim çocuklar üzerinde konuşma araştırması (1939)
Wendell Johnson’ın araştırma ekibi, yetimhanedeki çocukların konuşmaları üzerine çalıştı. Bazı çocuklara konuşmaları hakkında sürekli olumsuz geri bildirim verildi.
Neden bu kadar tartışmalı?
Çocukların bir bölümünün konuşma konusunda kaygı yaşadığı ve kendilerine güvenlerinin olumsuz etkilenmiş olabileceği bildirildi. Çocukların savunmasız koşulları ve araştırma sırasında kullanılan psikolojik baskı, etik eleştirilerin merkezindeydi.
Neden ürkütücü? Çocukların özgüvenleri ve konuşmaları üzerinde olumsuz etkiler yaratabilecek bir yöntem kullanıldı. Araştırma, savunmasız çocukların bilimsel çalışmalar uğruna nasıl istismar edilebildiğinin örneklerinden biri oldu.
9. Willowbrook Hepatit Araştırmaları (1956–1971)
Araştırmada ne yaşandı?
Bazı çocuklar araştırma kapsamında bilerek hepatit virüsüne maruz bırakıldı. Araştırmacılar, hastalığın kurumda zaten yaygın olduğunu ve çocukların enfeksiyon riskinin yüksek bulunduğunu savundu.
Ancak bu gerekçe ciddi bir etik sorunu ortadan kaldırmıyordu: Çocuklar, hastalık riskini artırabilecek araştırmalara dâhil edilmişti.
Bazı ailelerin araştırmaya katılmayı, kuruma kabul edilme koşullarıyla bağlantılı olarak algılaması da özgür iradeye dayalı onamın gerçekten sağlanıp sağlanmadığı konusunda tartışmalara neden oldu.
Neden ürkütücü? Çocuklar, hastalık riski taşıyan araştırmalara karşı kendilerini koruyabilecek durumda değildi ve ebeveynlerin izin süreçleri de ciddi etik tartışmalara yol açtı.
10. Guatemala’da cinsel yolla bulaşan hastalık araştırmaları (1946–1948)
Bu araştırmalar, ABD Kamu Sağlığı Servisi ve ilgili araştırmacılar tarafından, Guatemala’daki yerel kurumların iş birliğiyle gerçekleştirildi.
Araştırmacılar ne yaptı?
Araştırmacılar mahkûmlar, askerler ve psikiyatri hastaları gibi savunmasız grupları kapsayan çalışmalar yürüttü. Bazı kişiler, bilgilendirilmiş onamları olmaksızın cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara bilerek maruz bırakıldı.
Araştırmalarda penisilin gibi tedavi yöntemleri de incelendi. Ancak katılımcıların tümünün uygun tedavi aldığı veya enfeksiyonun sonuçlarından korunduğu söylenemez.
Neden ürkütücü? İnsanlar, kendilerine ne yapıldığını bilmeden ciddi hastalık riskleriyle karşı karşıya bırakıldı.
Peki, bu deneylerden sonra ne değişti?
Bu olayların ortaya çıkardığı en önemli ders, bilimsel ilerlemenin insan haklarının önüne geçemeyeceğidir.
-
Bilgilendirilmiş onam: İnsanlar araştırmaya katılmadan önce neye dâhil olduklarını bilmelidir.
-
Zarar vermeme: Araştırmacılar katılımcıları gereksiz risklere maruz bırakmamalıdır.
-
Bağımsız etik denetim: İnsanlar üzerinde yapılan araştırmalar, katılımcıların haklarını korumak için denetlenmelidir.
-
Gönüllülük: İnsanlar araştırmaya katılmayı reddedebilmeli ve katılımlarını sonlandırabilmelidir.
Nazi doktorlarının yargılandığı davaların ardından 1947’de yayımlanan Nürnberg Kodu, bu ilkelerin gelişmesinde önemli rol oynadı
En ürkütücü olan hangisiydi? Bana göre Unit 731 ve Nazi deneyleri, sistematik insanlık suçları boyutuyla en korkunç örnekler arasında yer alıyor. Tuskegee ve Guatemala araştırmaları ise insanların kendi sağlıkları hakkında bilgilendirilmeden nasıl istismar edilebildiğini gösteriyor.


