İnternette Milyonlar Kazandıran En Garip Fikirler: “Buna Kim Para Verir?” Denilen 7 İş
İnternetten para kazanmak için devrim niteliğinde bir teknoloji geliştirmeniz gerektiğini düşünüyorsanız internet tarihi size katılmıyor.
Bazen ihtiyacınız olan şey:
Bir milyon boş piksel.
Tuvalet için küçük bir tabure.
Kötü kokuyu engelleyen bir sprey.
Ünlü birinin 30 saniyelik doğum günü videosu.
İlk duyulduğunda:
“Buna kim para verir?”
diye düşündüren bazı fikirler, internet sayesinde milyonlarca dolarlık satışlara, yatırımlara veya şirketlere dönüştü.
Peki internette milyonlar kazandıran en garip fikirler hangileri?

1. Bir İnternet Sitesindeki Pikselleri Satıp 1 Milyon Dolar Kazanmak

2005 yılında 21 yaşındaki İngiliz öğrenci Alex Tew üniversite masraflarını karşılamak için para kazanmak istiyordu.
Ortaya attığı fikir inanılmaz derecede basitti.
Bir internet sitesi açacaktı.
Sayfada:
1.000 × 1.000 piksel
olacaktı.
Toplam:
1 milyon piksel.
Ve her pikseli 1 dolara satacaktı.
Projenin adı da fazla düşünülmemişti:
The Million Dollar Homepage.
Şirketler ve internet kullanıcıları en az 10×10 piksellik alanlar satın alıyor, buraya küçük logolarını yerleştiriyor ve kendi internet sitelerine bağlantı veriyordu.
Kâğıt üzerinde oldukça saçma görünüyordu.
Kim neden neredeyse okunamayacak kadar küçük bir reklam alanı satın alsın?
Sonra internetin en güçlü motorlarından biri devreye girdi:
Merak.
İnsanlar site hakkında konuşmaya başladı.
Haber siteleri yazdı.
Firmalar:
“Biz de internet tarihinin parçası olalım.”
diyerek piksel satın aldı.
Son 1.000 piksel açık artırmaya çıkarıldı ve 38.100 dolara satıldı.
Sonuç?
Site toplam 1.037.100 dolar brüt gelir elde etti.
Alex Tew kelimenin gerçek anlamıyla ekrandaki noktaları sattı.
İnsanlık daha sonra NFT’leri görünce şaşırdı.
Hazırlık aslında yıllar önce başlamıştı.
2. Tuvalet Taburesini Milyon Dolarlık Markaya Dönüştürmek: Squatty Potty

Bir ailenin kabızlık problemi nasıl milyonlarca dolarlık şirkete dönüşür?
Squatty Potty hikâyesi yaklaşık olarak böyle başladı.
Ürün inanılmaz derecede basit.
Tuvalete otururken ayaklarınızı yükseltmenizi sağlayan küçük bir tabure.
Amaç çömelmeye daha yakın bir pozisyon oluşturarak tuvalet kullanımını kolaylaştırmak.
İlk bakışta teknoloji girişimi sayılmaz.
Yapay zekâ yok.
Robot yok.
Blockchain hiç yok.
Plastik tabure var.
Markanın asıl patlaması ise internette gerçekleşti.
Squatty Potty, ürününü tanıtmak için son derece absürt bir reklam hazırladı:
Bir prens.
Bir unicorn.
Ve gökkuşağı renginde dondurma benzeri dışkı yapan söz konusu unicorn.
İnsanlığın pazarlama tarihinin buraya geleceğini matbaayı icat edenler muhtemelen tahmin etmemişti.
Video viral oldu.
Adweek’e göre viral kampanyanın ardından şirketin çevrim içi satışlarında yaklaşık yüzde 600 artış yaşandı ve şirket 2015 için 15 milyon doların üzerinde toplam satış öngörüyordu.
Daha sonraki yıllarda markanın satışları onlarca milyon dolara ulaştı.
Ders?
İnsanların konuşmaya utanabileceği bir probleme çözüm getiriyorsanız, bazen en iyi pazarlama yöntemi o problem hakkında herkesten daha yüksek sesle konuşmaktır.
3. Tuvalet Kokusunu İnternet Mizahıyla Servete Çevirmek: Poo-Pourri

Bir sonraki milyon dolarlık fikir yine banyodan geliyor.
İnsanlığın girişimcilik potansiyelinin önemli bölümünü tuvalette keşfetmiş olmamız üzerinde fazla düşünmeyelim.
Poo-Pourri, tuvaleti kullanmadan önce suyun üzerine sıkılan bir sprey.
Ürün su yüzeyinde bir tabaka oluşturarak kötü kokuların yayılmasını azaltmayı amaçlıyor.
Suzy Batiz tarafından geliştirilen ürün başlangıçta küçük mağazalarda satılıyordu.
Fakat asıl patlama internet reklamıyla geldi.
2013 yılında marka son derece cesur ve komik bir viral video yayımladı.
Video kısa sürede milyonlarca kez izlendi.
Forbes’a göre ilk viral kampanya iki hafta içerisinde yaklaşık 10 milyon görüntülenmeye ulaşırken şirkete 4 milyon dolarlık sipariş birikimi getirdi.
Şirketin büyümesi burada durmadı.
Inc.’e göre Poo-Pourri’nin 2018 yılı geliri yaklaşık 60 milyon dolara ulaştı.
Buradaki fikir aslında oldukça öğretici:
İnsanlar utanç verici buldukları problemleri çözmek için de para harcıyor.
Hatta bazen çok fazla para.
Girişimcilerin görmezden geldiği utanç verici problemler bu nedenle son derece değerli pazarlar oluşturabiliyor.
4. Ünlülere “Doğum Günün Kutlu Olsun” Dedirtip 100 Milyon Dolarlık Pazar Yaratmak

Bir arkadaşınızın doğum günü.
Hediye almak yerine onun sevdiği dizideki oyuncunun:
“İyi ki doğdun Mehmet!”
dediği kişisel bir video gönderiyorsunuz.
Bu fikir bugün oldukça normal görünebilir.
Ama Cameo bunu gerçek bir internet pazarına dönüştürdü.
Platformda oyuncular, sporcular, müzisyenler, internet ünlüleri ve başka tanınmış kişiler ücret karşılığında kişiye özel videolar hazırlıyor.
Formül inanılmaz derecede basit:
Hayran para ödüyor.
Ünlü telefonunu çıkarıyor.
30 saniye konuşuyor.
Video gönderiliyor.
Platform komisyon alıyor.
2020 yılında sistem olağanüstü büyüdü.
Cameo yaklaşık 1,3 milyon kişiselleştirilmiş video sattı ve platform üzerinden yaklaşık 100 milyon dolarlık işlem gerçekleşti.
Hatta The Office dizisindeki Kevin karakteriyle tanınan Brian Baumgartner’ın yalnızca Cameo üzerinden 2020 yılında 1 milyon doların üzerinde rezervasyon geliri oluşturduğu bildirildi.
Burada satılan fiziksel bir ürün bile yok.
Aslında satılan şey:
30 saniyelik kişisel ilgi.
İnternet ekonomisinin bundan daha internet ekonomisi olması zor.
5. Sadece “Yo” Diyen Uygulamaya Milyonlarca Dolar Yatırım Yapılması

2014 yılında bir uygulama ortaya çıktı.
Instagram gibi fotoğraf paylaşmıyordu.
WhatsApp gibi mesajlaşamıyordunuz.
Spotify gibi müzik yoktu.
Oyun değildi.
Yaptığı tek şey şuydu:
Bir arkadaşınızı seçiyordunuz.
Telefonuna:
“Yo.”
bildirimi gidiyordu.
Uygulamanın adı da doğal olarak:
Yo.
Bu kadar.
Birileri toplantı yapıp özellikleri azaltmaya karar vermedi.
Gerçekten bütün ürün buydu.
Fakat uygulama viral hale geldi ve milyonlarca insanın ilgisini çekti.
Daha ilginci yatırımcıların da ilgisini çekti.
Yo, 2014 yılında 1,5 milyon dolar yatırım aldı ve yatırım turunda şirketin değerlemesi yaklaşık 10 milyon dolar seviyesine ulaştı.
Burada önemli bir ayrım var:
Yo’nun 1,5 milyon dolar kazandığını söylemek doğru olmaz.
Bu para satış geliri değil, şirketin aldığı yatırımdı.
Ama yalnızca tek kelimelik bildirim gönderen bir uygulamanın milyonlarca dolar yatırım çekmesi internet tarihinin en garip girişim hikâyelerinden biri olmaya devam ediyor.
Ders?
Bazen insanlar yeni özellik istemiyor.
Bazen tek bir düğmenin eğlenceli olması yeterli.
6. İnsanların Birbirine Patates Göndermesini İş Modeline Dönüştürmek

Bir arkadaşınıza mesaj göndermek istiyorsunuz.
WhatsApp ücretsiz.
E-posta ücretsiz.
SMS neredeyse ücretsiz.
Ama bunların hiçbiri yeterince anlamsız değil.
Çözüm:
Patates.
Potato Parcel isimli girişim insanların üzerine kişisel mesaj yazılmış gerçek patatesleri başka insanlara göndermesine izin verdi.
Doğum günü mesajı.
Şaka.
Anonim mesaj.
Ne yazmak isterseniz.
Patatesin üzerine.
Fikir o kadar saçmaydı ki tam da bu nedenle sosyal medyada ilgi gördü.
Potato Parcel daha sonra Shark Tank programına çıktı ve yatırım aldı. Kevin O’Leary şirkete 50 bin dolar yatırım yapmayı kabul etti.
Potato Parcel’in internet üzerinde bazen “milyonlar kazandıran girişim” olarak anlatılmasına rağmen kamuya açık güvenilir satış rakamları Million Dollar Homepage veya Poo-Pourri kadar net değil.
Bu nedenle onu doğrudan milyon dolarlık gelir örneği olarak değil, absürt bir internet fikrinin gerçek bir şirkete dönüşmesi açısından listeye eklemek daha doğru.
Çünkü fikir hâlâ olağanüstü:
İnsanlık anlık mesajlaşmayı icat etti.
Sonra yeniden patates göndermeye başladı.
7. “Hiçbir Şey” Satmanın Bile İş Modeline Dönüşmesi

İnternet ekonomisinin en eğlenceli özelliklerinden biri, insanların yalnızca ürüne değil hikâyeye ve şakaya da para ödeyebilmesi.
Bunun farklı örnekleri yıllardır ortaya çıkıyor.
Markalar boş kutular, anlamsız dijital ürünler, mizahi sertifikalar veya işlevi neredeyse olmayan uygulamalar satabiliyor.
Buradaki müşterinin satın aldığı şey çoğu zaman ürün değil.
Hikâye.
“Bak ne aldım.”
diyebilme fırsatı.
Bu düşünce Million Dollar Homepage’de de vardı.
Yo’da da.
Potato Parcel’de de.
iFart’ta da.
Ürünün kendisinden daha değerli olan şey, arkadaşınıza anlatabileceğiniz kadar tuhaf olmasıydı.
Modern internet ekonomisinde buna çok güçlü bir avantaj diyebiliriz:
Paylaşılabilirlik.
Bu Saçma Fikirler Neden Para Kazandırdı?

İlk bakışta hepsinin ortak noktası:
“İnsanlar gerçekten buna para mı verdi?”
gibi görünüyor.
Ama biraz daha dikkatli bakınca oldukça mantıklı bazı ortak özellikler ortaya çıkıyor.
1. Bir cümlede anlatılabiliyorlardı
Million Dollar Homepage:
“İnternet sayfasındaki pikselleri 1 dolara satıyor.”
Cameo:
“Para veriyorsun, ünlü sana özel video çekiyor.”
Potato Parcel:
“Patatesin üzerine mesaj yazıp birine gönderiyorlar.”
Squatty Potty:
“Tuvalette ayaklarının altına koyduğun tabure.”
Bir fikri anlatmak için 20 dakikalık PowerPoint sunumuna ihtiyaç varsa viral olması biraz daha zor.
2. İnsanlarda “Bunu birine göstermeliyim” duygusu yaratıyorlardı
İnternette en değerli pazarlama araçlarından biri insanların ürünü kendilerinin paylaşmasıdır.
Tuhaf fikirlerin önemli avantajı burada.
Normal ürün:
“Güzelmiş.”
Garip ürün:
“Mehmet şuna bak, adam internette piksel satıp bir milyon dolar kazanmış.”
İkinci cümle seyahat ediyor.
3. Utanç verici veya konuşulmayan problemleri çözdüler
Poo-Pourri ve Squatty Potty bunun mükemmel örneği.
İnsanlar tuvalet sorunlarından bahsetmek istemeyebilir.
Ama problem hâlâ var.
Rakiplerin girmekten çekindiği pazarlar bu nedenle bazen ciddi fırsatlar yaratabilir.
4. Eğlenceyi ürünün içine koydular
Cameo’dan video satın almak yalnızca video satın almak değildir.
Hediye deneyimidir.
Potato Parcel yalnızca patates değildir.
Şakadır.
Million Dollar Homepage yalnızca reklam alanı değildir.
İnternet tarihinin parçası olma hissidir.
Yani insanlar çoğu zaman fiziksel üründen daha fazlasını satın aldı.
Bir hikâye satın aldılar.
Garip Bir Fikir Milyon Dolarlık İşe Nasıl Dönüşür?

Buradan:
“Demek ki ne kadar saçma fikir bulursam o kadar zengin olurum.”
sonucunu çıkarmamak gerekiyor.
Keşke ekonomi bu kadar kolay olsaydı.
Tuhaflık tek başına iş modeli değildir.
Başarılı örneklerde genellikle dört şey bir araya geliyor:
Basitlik + gerçek ihtiyaç veya eğlence + paylaşılabilirlik + doğru zamanlama.
Squatty Potty garipti ama gerçek bir probleme çözüm sunuyordu.
Poo-Pourri komikti ama gerçekten kullanılabilen bir üründü.
Cameo garip görünüyordu ama insanların ünlülerle kişisel bağlantı kurma isteğini paraya çevirdi.
Million Dollar Homepage ise fiziksel bir problemi çözmedi fakat internet kültürünün “Ben de bunun parçası olayım” duygusunu mükemmel zamanda yakaladı.
Dolayısıyla başarılı garip fikirler genellikle tamamen anlamsız değildir.
Mantıklı bir ihtiyacın garip biçimde paketlenmiş halidir.
İnternetten Milyonlar Kazanmak İçin Büyük Bir İcat Gerekir mi?

Bu örneklerin verdiği en ilginç cevap:
Hayır.
Bazen büyük fırsat yeni bir teknoloji üretmek değil, mevcut teknolojiyi insanların daha önce düşünmediği biçimde kullanmaktır.
Cameo görüntülü mesajı icat etmedi.
Poo-Pourri internet reklamını icat etmedi.
Million Dollar Homepage internet sitesini icat etmedi.
Squatty Potty tabureyi kesinlikle icat etmedi.
Fakat hepsi mevcut bir şeyi farklı biçimde paketledi.
Girişimcilikte bazen:
“Daha önce kimsenin yapmadığı ne yapabilirim?”
sorusundan daha iyi soru şudur:
“İnsanların zaten yaptığı hangi şeyi daha eğlenceli, kolay veya paylaşılabilir hale getirebilirim?”
Son Bir Soru: Hangisine Para Verirdiniz?

Size dört seçenek sunuluyor:
A) İnternet sitesinde 100 piksel
B) Üzerinde adınız yazan bir patates
C) Sevdiğiniz bir ünlüden 30 saniyelik kişisel video
Hepsi aynı fiyat:
50 dolar.
Hangisini satın alırdınız?
Bir de beşinci seçenek var:
D) Hiçbirini almam, çünkü finansal kararlarımı hâlâ ciddiye alıyorum.
Muhtemelen en akıllıca cevap D.
Ama internet ekonomisi A, B, C’yi seçen insanlar sayesinde çok daha eğlenceli.


